Genel,  Savunma,  Yaşar Akkaya'nın Yazıları

ÜLKEMİZİN YERLİ SİLAH TEKNOLOJİSİNDEKİ MEVCUT DURUMU

 

 

ÜLKEMİZİN YERLİ SİLAH TEKNOLOJİSİNDEKİ MEVCUT DURUMU ÜZERİNE KISA BİR İNCELEME

 

ÖZET

 Ülkelerin savunma ve ihtiyaçlarının karşılanmasında, teknolojik bağımsızlık her zamankinden daha önemli bir konuma gelmiş bulunmaktadır. Savunma ve güvenlik ihtiyaçlarımızı karşılamamız noktasında biz bize yetemediğimiz durumda bağımsız bir Türkiye’den bahsedemeyiz. Teknolojik bağımsızlığın gerçekleşmesi kapsamında da yerli savunma sanayimizin teknolojik yetkinliklerinin geliştirilmesi ve Türk Silahlı Kuvvetleri ihtiyaçlarının karşılanmasında dışa bağımlılığın asgari seviyelere indirilmesi önem arz etmektedir. Ülke güvenliğinin sağlanması için mevcut savunma sistem ve teçhizatında ithalat yoluyla sayısal üstünlük sağlamak yerine her türlü imkânı kullanarak, araştırma ve geliştirmeye dayalı savunma sanayinde milli tasarım ve üretim yeteneğinin kazanılması günümüzde daha önemli hale gelmiştir. Diğer ülkelerden izin almadan kullanılabilecek vurucu gücü yüksek, milli silahlara sahip olmak, ülkelerin uzun vadeli ulusal stratejik çıkarlarına askeri, politik ve ekonomik yönden olumlu katkı sağlamaktadır. En güçlü savunmanın en güçlü silahlarla yapılacağının bilinciyle, savunma sanayinin her alanında dünyanın en iyisi olma hedefi ile Türkiye, savunma sanayinde sadece kendi kendine yeten bir ülke değil, tüm dost ve müttefik ülkelerin de ihtiyaçlarını karşılayan bir ülke olma yönünde çalışmalarını yürütmektedir.

 

 

GİRİŞ

  1. TÜRKİYE’DE SAVUNMA SANAYİ

 

  • SAVUNMA SANAYİNİN TANIMI

 

Tanımı üzerinde farklı görüşlerin bulunduğu savunma sanayi imalat sanayinin diğer sektörlerinden ayrı, başlı başına bir sektör olarak tanımlanırken aynı zamanda tüm imalat sanayi sektörlerinin bir bileşkesi şeklinde de değerlendirilmektedir. Bu kapsamda savunma sanayi kavramı birden fazla şekilde tanımlanabilir: Savunma sanayi, savunma bakanlığının ihtiyaç duyduğu mal ve hizmetleri sağlayan geniş çaplı şirketlerdir. Savunma sanayi; her türlü, stratejik ve taktik, saldırı ve savunma silah sistemleri ile askeri donanımları üreten, geliştiren, özellikle yatırım malları üreten sanayi kolları başta olmak üzere diğer bütün ekonomik faaliyet alanları ile çok yakın iş içinde olan, özel ve kamu kuruluşlarının mülkiyetindeki firmalar topluluğudur. Savunma sanayi, askeri güç ve ulusal güvenlik ihtiyaçlarının ana unsurlarını sağlayan sanayi varlıklarından oluşur. Savunma sanayinin yüzeysel tanımı çok açıktır; kısaca, savunma bakanlığına savunma ile ilgili konularda mal ve hizmet sağlayan firmalar bütünü olarak açıklanabilir. Savunma sanayi, ağır ve hafif silahlar, toplar, füzeler, denizaltılar gibi askeri malzemeler ve savunmaya ilişkin sivil malzemelerin üreticisi olan tüm sektörleri içine alır. Savunma sanayi olarak adlandırılması, sektörün ürettiği ürün hacmine ve içeriğine bağlıdır. Ürün hacmi büyük oranda savunma piyasasına yönelikse o sanayi savunma sanayi olarak adlandırılır.

 

 

  • SAVUNMA SANAYİNİN ÖNEMİ

 

Bir milletin hür ve bağımsız yaşayabilmesi her şeyden önce kendisinin güçlü olmasına bağlıdır. Bir devletin gücünü meydana getiren ana unsurların başında bağımsızlık ve toprak bütünlüğünü korumak gelmektedir.  Milletlerin, milli savunma güçlerinin temeli silahlı kuvvetleridir. Başlıca üç kuvvetten yani, kara, hava ve deniz kuvvetlerinden meydana gelen silahlı kuvvetler bugün bir toplumun aynasını teşkil eder. Zamanımızda ilim ve teknik çok ileriye gitmiş bulunmaktadır; modern silahlar, araçlar ve gereçler her gün gelişmekte ve değişmektedir. Bir millet ilim ve teknikte ve medeniyette ileri bulunduğu takdirde onun silahlı kuvvetleri de ileri ve güçlü olur. Medeniyette ve ilimde geri kalmış bir toplumun ileri ve güçlü silahlı kuvvetlere sahip bulunması mümkün değildir. Çünkü içinde yaşanılan yüksek teknolojiye dayanan silahları ve araçları yapamaz, bunları üreten ileri memleketlerden ya para ile satın almaya veya siyasi anlaşmalarla, menfaat alışverişleriyle temin etmeye mecburdur. Bu da taşıma su ile değirmen döndürmeye benzer. Onun için hür ve bağımsız yaşamak isteyen, varlığını korumak isteyen, milli ülkülerini gerçekleştirmek isteyen milletlerin, milli harp sanayi ve teknolojisinde hızla kalkınması gerekmektedir. Ülkelerin milli egemenliklerini korumak ve güvenliklerini sağlamak için etkin, süratle hareket edebilen ve caydırıcı bir silahlı kuvvetlere, silahlı kuvvetlerin de bu görevi yerine getirebilmesi için modern ve gelişmiş savunma sistemleri ile teçhizata ihtiyacı vardır. Modern silah sistemleri ve gelişmiş teçhizat ise kendi kendine yetebilen ve güçlü bir savunma sanayi sayesinde üretilebilir. Milli imkânlarla oluşturulmuş ve sürdürülebilir olarak desteklenebilen güçlü bir savunma sanayinin, sosyal ve ekonomik olarak refaha katkısının yanı sıra, devletin en önemli varlık sebebinin, en önemli görevinin teminatı, milli egemenliğin bir şartıdır. Günümüzde elektronik teknolojisinde yaşanan gelişmeler, bilgi teknolojilerinin savunma sistemlerinde gittikçe artan oranlarda kullanılması ve savunma sistemlerinin güvenilirliklerinin, sistemleri kontrol eden yazılımlara sahip olmaya bağımlı oluşu, devletleri mevcut ve gelecekteki risklerle başa çıkma konusunda diğer devletlerden alınan silahlara güvenilemeyeceği noktasına getirmiştir. Gelinen nokta, savunma sanayinin milli olarak oluşturulmasını ve sürdürülebilir olmasının önemini daha da artırmıştır. Gelişmiş ülkeler, teknolojik ve ekonomik üstünlüklerini savunma sanayi sektörü vasıtasıyla arttırmakta ve ürettikleri modern silah sistemleri ile teçhiz ettikleri caydırıcılığı yüksek bir askeri güç oluşturmaktadırlar. Çünkü askeri güç milli güvenliğin ve uluslararası politik faaliyetlerin temel faktörüdür. Savunma sanayinin, ülkelerin güvenliği ve etkinliği bakımından sahip olduğu önem uluslararası alanda egemen olmak isteyen ülkeleri, silah üretimine, teknoloji transferine ve savunma teknolojisine egemen olmaya yöneltmiştir. Gelişmiş ülkeler savunma sanayi oluşturma ve yeni silah sistemleri geliştirmede birbirleriyle yarışmaktadırlar. Gelişmekte olan ülkeler ise benzer tutumu kendi savunma sanayilerini kendi çabaları ile kurma konusunda göstermektedirler.

 

     2. TÜRKİYE’DE ÜRETİLEN YERLİ SİLAHLAR

 

3238 Sayılı Yasa çerçevesinde uygulamaya aktarılan yeni savunma sanayi politikası ile savunma sanayi sektörüne yabancı sermaye akışının sağlanması ve ortak üretim projeleri kapsamında yabancı ülkelerden modern savunma teknolojilerinin elde edilmesi sayesinde; özellikle havacılık, askeri elektronik zırhlı araç, roket ve mühimmat alanlarında kayda değer yurtiçi üretim yetenekleri kazanılmış ve bu alanlarda önemli sayılabilecek bir altyapı oluşturulmuştur. Kanun yeniden yapılanmadan başlayarak savunma sanayinin finansmanına kadar bütün konuları detaylı olarak açıklamıştır. Yasa ülkemizin savunma sanayi politikasının sınırlarını oluşturan temel mevzuat olarak kabul edilmiştir. Milli savunma sanayi oluşturulmasında en önemli adım olan TSK’nın savunma teçhizat ve sistemlerinin yurt içinden karşılanmasında önemli nitelikteki savunma sanayi kuruluşları faaliyete başlamıştır. Savaş, nakliye ve başlangıç eğitim uçağı ile insansız hava aracı üreten TAI, uçak motoru üreten TEI, paletli zırhlı araç üreten FMC-NUROL, tekerlekli zırhlı araç üreten OTOKAR, muhtelif çok namlulu roket sistemi üreten ROKETSAN, F–16 uçakları için elektronik harp sistemi üreten MİKES, 6×6 tekerlekli zırhlı araç ve taret üreten Nurol Makine, komuta-kontrol-muharebe sistemleri üreten AYESAŞ ile mikro elektronik, elektro-optik ve güdüm sistemleri üreten ASELSAN/Akyurt tesisleri bu kuruluşların bazılarındandır. SSM tarafından bu dönemde gerçekleştirilen ortak üretim ve doğrudan alım projeleriyle Türk Silahlı Kuvvetleri envanterine 4,5 milyar doların üzerinde askeri teçhizat girmiştir. Savunma Sanayi Destekleme Fonu katkısıyla, savunma sanayinin önde gelen TUSAŞ, ROKETSAN, ASELSAN, MKEK kuruluşlarına sermaye katılım ve uygun şartlarda kredi olanağı gibi finansman desteği sağlanmıştır. Bu dönemde yabancı sermaye ve teknoloji transferine dayalı ortak üretim projeleri çerçevesinde, özel sektörde ROKETSAN, TAI, TEI, FMC-NUROL, MARCONI, THOMSONTEKFEN gibi pek çok yeni savunma sanayi kuruluşu üretime başlamıştır. Büyük oranda yine dışa bağımlı olarak savunma teçhizatı üretimi yapılsa da savunma sanayinde teknolojik alt yapı ve bilgi birikiminin kazanılması ile yeni istihdam alanları oluşmuştur. Bu kanunla milli savunma sanayine ulusal ve yabancı özel sektörün girişi kolaylaştırılmıştır. Bu firmaların savunma sanayinde iş birliği yaparak üretim yapmaları teşvik edilmiştir. Burada, dost ve müttefik ülkeler ile dengeli olarak savunma sanayi teçhizatı üretiminde iş birliği yapılmasını kolaylaştıran, ihracat yapabilme kabiliyeti olan ve ileri teknoloji yeteneklerini kazanmayı hedefleyen bir milli savunma sanayinin alt yapısının oluşturulması amaçlanmıştır. Fakat Silahlı Kuvvetlere ait vakıflar vasıtasıyla ve sadece bağışlara sürdürülebilen çalışmalarla ülkemizde araştırma ve geliştirme harcamalarına kaynak ayırmadan kendi teçhizatını üretebilen bir milli savunma sanayi altyapısı oluşturulması mümkün olamamıştır. Ülkemizin milli savunma sanayi yapısı askeri fabrikalar, tersaneler ile hava ikmal bakım merkezleri; kamuya ait tesisler ve kuruluşlar ile vakıf kuruluşları; yabancı ortaklık ve sermaye ile kurulan tesis ve kuruluşlar ile özel sektör kuruluşları olarak dört grup altında toplanabilir. TSK’nın her an harbe hazır bulundurulmasında ana unsurlar olan Askeri Fabrika, Tersane ve Hava İkmal Bakım Merkezleri İç Hizmet Kanununda düzenlendiği şekli ile askeri kurum niteliğinde bulunmaktadır. Bu kuruluşlar kar amacı ile faaliyet gösteren ticari kuruluşlar olmamasından dolayı özel sektörde görülen ve özel sektörün en önemli özelliklerinden olan süratli karar alma ve uygulama ile gerekli esnekliğe sahip olma niteliklerine sahip olamamaktadırlar. Karar alma süreçleri mevzuatlar gereği uzun sürelerde olabilmektedir. Genel olarak mevcut sistemlerin bakım, onarım ve idamesi ile görevli olan bu tesislerde yeni teçhizat ve sistem üretimi yapılmakta, araştırma ve geliştirme çalışmaları ise genellikle hiç yapılamamaktadır. Bu kurum ve kuruluşlar istihdam ve kapasite yönünden savunma sanayi alanında faaliyet gösteren büyük kuruluşlardır.

 

2.1. MPT -76 (MİLLİ PİYADE TÜFEĞİ)

 

            Tamamen milli kaynaklar kullanılarak, yurtdışından teknik destek alınmadan MKE tesislerinde üretilen Milli Piyade Tüfeği (MPT-76) NATO standardı olan soğuk ve sıcak hava, kum, yağmur, çamur gibi ağırlaştırılmış 42 testin tamamını hatasız geçmiştir. -40 ve 65 derece sıcaklıkta, basınçlı su tehdidi altında ve balçıkta bile sorunsuz olarak çalışmaya devam eden tüfek ile dakikada 650 atım yapılabilmektedir. 4,1 kilogram ağırlığında gövde yapısına sahip olan tüfek, 600 metreye kadar etkili bir menzile sahiptir.  7,62 mm çaplı mermi kullanan MPT-76 12 bin atıma kadar namlu ömrüne sahiptir. Dış pazarlarda ilgiyle karşılanan milli tüfeğimizden 2017 yılı içerisinde farklı kurumlarca toplamda 34.500 adet üretilerek Türk Silahlı Kuvvetlerine teslim edilmiştir.

 

 

Şekil 1. Mpt-76 (Milli Piyade Tüfeği)

 

 

 

  • MİLLİ KESKİN NİŞANCI TÜFEĞİ MKEK BORA-12 (JNG-90)

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Şekil 2.        Milli Keskin Nişancı Tüfeği BORA-12

 

 

Türk Silahlı Kuvvetlerinin keskin nişancı tüfeği ihtiyacının karşılanması için üretilen bir silah olan Bora 12, MKEK ve Jandarma Genel Komutanlığı ortak çalışmaları sonucu ortaya çıkmıştır. 5 yıllık bir çalışma sonucunda MKE’nin Kırıkkale tesislerinde üretilmiştir. Silahın seri üretimine geçilmiştir ve tamamen yerli imkânlar ile üretilmektedir. Bora 12 genel olarak JNG-90 kod adı ile anılmaktadır. Tüm testlerden başarı ile geçmeyi başarmıştır. Sadece testlerde başarılı olmakla kalmayıp katıldığı yarışmalarda da aldığı dereceler sayesinde adından sıkça söz edilen bir silah olmayı başarmıştır. Bora 12 en son Pakistan’da katıldığı yarışmada 1. olarak diğer rakiplerini geride bırakmıştır. Geride bıraktığı silahlar arasında Alman-İsveç ortak çalışması olan sig sauer, Accuracy AS50 ve Güney Afrika menşeli Truvelo bulunuyor. Keskin nişancı tüfeğinin en önemli özelliklerinden birisi de namlunun soğuk dövme yöntemi kullanılarak üretilmesi gösterilmektedir. Bu sayede silah çekme çeliğe oranla daha dayanıklı olmakta ve bu da tüfeğin gücünü katlamaktadır. Tüfek rahat bir kullanıma sahiptir. Serbest salınımlı namlu ile atış hassasiyeti artırılmaktadır. Ayarlanabilir dipçik ve tetik kabza arası mesafe ayarı da bulunmaktadır. Güncel silahlarda olduğu gibi gece görüş dürbünü ve lazer takılma gibi imkânlar da sunmaktadır.

 

Özellikleri

 

*Uzunluk: 1165 mm

*Namlu uzunluğu: 660 mm

*Kalibre: 7.62 x 51 mm NATO

*Şarjör kapasitesi: 10

*Tesirli menzil: 1200 m

*İlk hız: 860 m/sn.

*ağırlık: 6400 g (boş şarjör ile)

 

Bora-12 sadece Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından kullanılmamaktadır. Dost ve müttefiklerce de kullanılmaktadır. Bu ülkelerin başında Azerbaycan, Türkmenistan ve Suudi Arabistan gelmektedir.

 

2.2. T-129 ATAK TAARRUZ VE TAKTİK KEŞİF HELİKOPTERİ

 

 

 

 

 

 

 

 

Şekil 3. T-129 Atak Helikopteri

 

 

 

 

Ağır silah yükü ile zorlayıcı “sıcak hava-yüksek irtifa” görevleri için optimize edilmiş olan T129 ATAK Helikopteri, Türk Silahlı Kuvvetlerinin taarruz helikopteri ihtiyacının giderilmesi amacıyla milli imkanlar ve kabiliyetler doğrultusunda geliştirilmiş olup, teslim edilen helikopterler gece ve gündüz koşullarında yüksek manevra ve performans kabiliyeti ile Türk Silahlı Kuvvetleri’nin operasyonlarında etkin bir şekilde görev yapmaktadır. T129 ATAK Taarruz ve Taktik Keşif Helikopteri, iki pilotun da azami çevresel görüşe sahip olduğu tandem adı verilen ve pilotların önlü-arkalı oturduğu kokpit dizaynı, tekerlekli ana iniş takımları, üstün manevra kabiliyetine sahip beş Pallı ana rotor sistemi, iki Pallı yeni tasarım kuyruk rotor sistemi ve her biri 1.373shp güç üretebilen, beka kabiliyetini artıran yüksek performanslı iki adet LHTEC CTS800-4A turbo şaft motoru ile teçhiz edilmiştir.

Yüksek performansı, yüksek manevra kabiliyeti, asimetrik silah yükü, düşük görünürlük, ses ve radar silueti, yüksek seviyede darbeye mukavemeti ve balistik tolerans gibi özellikleri T129 ATAK Helikopteri ’ne çeşitli muharebelerde çok yönlü üstün harekât kabiliyeti kazandırmaktadır. Helikopterin baş tarafında bulunan AselFLIR-300T Gündüz ve Gece Görüntüleme Sistemi 360° dönebilmekte, yaklaşık 20 km’ye kadar mesafedeki hedefleri tespit, 10 km’ye kadar mesafedeki hedefleri ise teşhis edebilmektedir. T129 ATAK Helikopteri için özel olarak geliştirilen AVCI Kaska Entegre Kumanda Sistemi yüksek takip hassasiyeti sayesinde hedef tespit ve silah sistemlerinin, pilot bakış hattına otomatik yönlendirilmesini sağlamaktadır. Yakın hava desteği görevleri için 76 âdete kadar güdümsüz roketler ve 500 adet mühimmat kapasiteli 20 mm. top ile donatılmış olan T129 ATAK, çok amaçlı görevlere uygun olarak da 8 adet UMTAS Anti- Tank Füzesi, 16 adet CİRİT Lazer Güdümlü Füze, 8 adet STINGER Hava-Hava Füzesi ile en modern elektronik harp ve elektro-optik sistemleri de bünyesinde barındırmaktadır. ATAK Programı kapsamında, Türk Kara Kuvvetleri’ne 59’u kesin 32’si opsiyon el toplam 91 adet, İçişleri Bakanlığı’na ise 24’ü kesin 3’ü opsiyon el toplam 27 adet T-129 ATAK Helikopteri teslim edilecektir. Yakın hava desteği görevleri ve çok amaçlı görevler için tasarlanmış olan T-129 ATAK, ağır silah yükü ile zorlayıcı “sıcak hava-yüksek irtifa” görevleri için optimize edilmiştir. Yakın hava desteği görevleri için T-129 ATAK, 76 adete kadar 70 mm güdümsüz roketler ve 500 adet mühimmat kapasiteli 20 mm top ile donatılmıştır.

 

ROLLER:

 

*Taarruz

*Silahlı Keşif

*Silahlı Eskort

*Hassas Angaje

*Derin Taarruz

*Silahlı Destek

*Konvoy Koruma

*Hava Savunma Sistemlerini Tahrip

*Barışı Koruma / Meskûn Mahal Muhaberesi

 

ÖZELLİKLER:

 

*Tasarım Karakteristikleri

*Performans

*Silah Sistemleri

*Entegre Görev Sistemi

*Beka Yeteneği

*İdame Edilebilirlik

 

MOTOR:

 

*2 x Turbo Şaft Motor LHTEC-CTS800·4A

*Kalkış Gücü 2 x1024 kw. 2 x 1.373 shp.

 

 

TEKNİK ÖZELLİKLER

 

Uzunluk                 14,54m                47,70ft
Yükseklik                 3,40m                11,20ft
Ana rotor çapı                 11,90m                3900ft
Genişlik                 3,49m                11,45ft
Azami kalkış ağırlığı                 5065 kg                11166lbs
Yakıt tankı              756 kg                 945lt
Mürettebat                  2 Tandem             2 Tandem

 

 

 

 

  • T-155 FIRTINA OBÜSÜ

 

Türkiye’nin kendi ürettiği ilk topçu sistemi olan T-155 Fırtına obüsü, F-16 savaş uçaklarından sonra en etkili silahların başında geliyor.

Fırtına, hareket halindeyken 30 saniye içinde atış görevine hazır olabiliyor. 1 dakika içinde 6 top atışı gerçekleştirebilen Fırtına, atış görevinin tamamlanmasının ardından 30 saniye içinde mevzi değiştirebiliyor ve böylece düşmanın karşı ateşine maruz kalma riskini minimum düzeye indiriyor. Fırtına’nın ASELSAN tarafından geliştirilen özgün atış kontrol sisteminin en önemli özelliği, 8-25 kilometre arası mesafelere yapılan atışlarda farklı namlu açılarından art arda atılan üç merminin, hedefe aynı anda ulaşması ile üç obüsün atış gücünü tek başına karşılayabilmesidir.

 

 

 

 

Şekil 4. T-155 Fırtına Obüsü

 

 

 

  • ROKETSAN UMTAS – TANKSAVAR FÜZE SİSTEMİ

 

UMTAS öncelikli olarak taarruz helikopterlerinden kullanım için geliştirilen bir tanksavar füze sistemidir. Üzerinde barındırdığı yüksek teknoloji ile modern savaş alanındaki tüm zırhlı tehditlere karşı etkilidir.

 

 

 

TAKTİK ÖZELLİKLER:

 

-Gündüz-gece ve tüm hava koşullarında görev yapabilme özelliği

-At-Unut ve At-Güncelle kullanım modları

-Hedef güncelleme yeteneğinin sunduğu esneklik ile

-Sütre arkasından atış

-Sütre arkasından gizlenmiş hedeflere atış

-Hassas vuruş noktası ayarlayabilme

-Vuruş etkinliği değerlendirme imkânı

-Sabit ve hareketli hedeflere karşı kullanım

-Geniş açılı fırlatma zarfı ile platform doğrultusu dışındaki hedeflere etkinlik

-Sıvı yakıt yangını ve kurşun çarpmasına duyarsız mühimmat özelliği

 

UMTAS helikopter platformlarının yanı sıra diğer hava, kara ve deniz platformlarından kullanıma uygun özellikte bir sistemdir. Geliştirme dönemi çalışmaları kapsamında uçuş testlerine devam ediliyor. Milli ATAK helikopteri T129’un UMTAS ile ilk testleri başarılı olmuş ve 3750 metreden hedef vurulmuştur. Projede testlerin ardından seri üretim aşamasına geçilecektir.

 

 

 

Şekil 5. Roketsan Umtas – Tanksavar Füze Sistemi

Paylaş:

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir