Analiz,  Enerji,  Genel

Doğu Akdeniz Enerji Denkleminde Hedef Türkiye

Doğu Akdeniz’de son dönemde yapılan doğalgaz keşifleri İsrail, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ve AB tarafından yakından takip edilmektedir. Bu bölgedeki enerjinin TANAP gibi Güney gaz koridorlarına eklemlenmesi ve tedarikin en az maliyetle sağlanması da büyük önem taşıyor.
Rum Kesiminin Afrodit sahasında yaklaşık 3.6 ile 6 trilyon, İsrail’in Leviathan sahasında ise 19 trilyon metreküp doğalgaz olduğu tahmin ediliyor.
Kıbrıs adasının kıta sahanlığında bulunan enerji kaynaklarından tüm adanın istifade etmesi gerekmektedir. Fakat özellikle AB’nin Türkiye’nin hem AB’ye üyelik sürecini kesintiye uğratmak hem de Doğu akdeniz’deki faaliyetlerini kısıtlamak adına Kıbrıs meselesinin çözümsüz kalmasını istemektedir. tarihte olduğu gibi adadaki Türk varlığını reddeden politikalar uygulanmaya devam ediyor.
Doğu Akdeniz enerji diplomasisinin diğer önemi aktörü İsrail’in ispatlanmış enerji kaynakları 300 milyar metreküptür. Rusya’nın yaklaşık 50 triyon metreküp ve İran’ın da 30 trilyon metreküplük doğalgaz rezervleriyle karşılaştırıldığında İsrail’in kaynakları oldukça düşük kalıyor.
Öyleyse buna İsrail neden bölgedeki enerji politikalarına yön vermek istiyor?
Sorunun cevabı İsrail’in hem ABD hem de Rusya ile olan ilişkilerinde saklı. ABD ve Rusya Ortadoğu’yu yeniden dizayn konusunda tıpkı 2. Dünya Savaşı sonrası Yalta konferanslarında yaptıkları pazarlıklar gibi, bugünde Suriye’de kendi kontrol alanlarını oluşturmaya çalışıyorlar.
Suriye meselesi ise Doğu Akdeniz politikalarını yakından ilgilendiriyor. Çünkü özellikle Rusya’nın Suriye’deki askeri varlığı gerçekte Akdeniz politikasına hizmet etmektedir. Bugün Doğu Akdeniz’de yaklaşık 30 milyar petrole eşdeğer enerji kaynakları bulunmaktadır. Rusya için bu enerji zenginliğinin Avrupa’ya ulaştırılması kendi enerji ticaretine büyük zarar verecektir. Çünkü Rusya’nın dış politikasının temelinde milli gelirinin yaklaşık %60 ı olan enerji büyük önemli taşıyor. Dolayısıyla Moskova yönetimi bölgedeki enerji sahalarının kendi çıkarlarına zarar vermemesi adına İsrail ile zaman zaman müzakere etmeyi ihmal etmiyor. Çünkü İsrail hem Ortadoğu’da hem de Akdeniz’de Rusya’nın muhatap aldığı bir aktör.
Diğer taraftan ABD ve AB’de bir yandan Rusya’nın nüfuzunu sınırlamak diğer taraftan da Türkiye’nin Kıbrıs kartını hukuksuzca kullanacak Türkiye’nin Akdeniz’de köşeye sıkıştırmaya çalışmakta. Türkiye dengeleri kendi lehine değiştirmek adına Kıbrıs adası üzerindeki garantörlük ve KKTC’nin uluslararası haklarını saklı tutarak sondaj çalışmalarını sürdürmektedir.
Neticede Doğu Akdeniz enerji kaynaklarının Avrupa’ya taşınmasına en ucuz maliyetli güzergah Türkiye’dir. Enerjinin Türkiye’ye ulaştırılması ve boru hatlarıyla Avrupa’ya ulaştırılmasının maliyeti yaklaşık 4,7 milyar dolardır. Bu maliyet diğer en yakın alternatif güzergahlarla karşılaştırıldığında neredeyse yarısıdır.
Türkiye’nin Akdeniz’deki ulusal güvenliği KKTC’nin varlığına ve garantörlük haklarının devamına bağlıdır. Kıbrıs adası Akdeniz’in, dolayısıyla Türkiye’nin adeta uçak gemisidir. Türkiye hangi koşulda olursa olsun tüm baskı ve yaptırımlara rağmen adadaki haklarından en ufak bir taviz vermeyecektir.
Unutulmalıdır ki, Doğu Akdeniz enerjisinin Avrupa ulaştırılması ancak Kıbrıs sorununun samimiyetle çözümüyle mümkün olacaktır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir