Analiz,  Enerji,  Genel,  Savunma

Doğrunun Öznelliği: Nükleer Enerji

Giriş

Sanayileşme ve teknolojik gelişmelerin hız kazanması dünyamızı her anlamda fazlasıyla etkilemiştir. Nüfus artışının da eklenmesiyle devasa bir enerji talebi meydana gelmiştir. Tüm bunlar kaçınılmaz olarak ciddi çevre sorunlarını doğurmuştur. Dünya hayatının sürdürülebilir olması artan enerji talebini çevre kirliliğini azaltarak sağlamaktan geçmektedir. Çünkü enerji insanların barınma, korunma, sağlık, eğitim ve beslenme vb. bütün temel ihtiyaçlarını karşılayan bir unsurdur. Ayrıca sürdürülebilir kalkınmanın ekonomik ve çevresel yönlerinin temelinde enerji yer alır. Gelişmekte olan ülkelerin teknolojik gelişmesini hızlandıran da bir unsurdur.1 Petrol, doğal gaz ve kömür gibi kaynakların gelecekte tükenecek olması, enerji ihtiyacını karşılamakta yetersiz kalması ve çevreyi fazlasıyla kirletmesi gibi sebepler, ülkeleri yeni enerji yolları aramaya itmiştir. Rüzgâr ve güneş enerjisi de alternatifler arasında yer alsa da yetersiz kalmaları gözleri nükleer enerjiye çevirmiştir.

 

Nükleer Enerji Nedir, Nasıl Çalışır?

Fen Bilgisi derslerinde ‘’parçalanamaz, yer değiştiremez’’ olarak öğretilen atom çekirdeğinin (nötron-proton) parçalanmasıyla açığa çıkan çok güçlü enerjiye nükleer enerji diyoruz. Bu enerjiyi elektrik enerjisine dönüştürebilmenin tek yolu ise nükleer enerji santralleridir. Basitçe anlatacak olursak; Uranyum atomları kontrollü bir şekilde tepkimeye sokulur. Çekirdeğinin parçalanmasıyla (kütlenin korunumu yasası gereği) ısı meydana gelir ve tepkime zincirleme olarak devam eder. Bu devasa ısı suyun ısıtılmasında kullanılır. Suyun ısıtılmasıyla oluşan su buharının, türbinleri döndürmesiyle de elektrik üretilir ve jeneratörlere depolanır.2

Bu tepkimenin (fisyon) gerçekleşmesiyle ortaya yaklaşık 20 kiloton TNT’lik bir enerji açığa çıkar.3 (Bu enerji 5 şiddetinde bir depreme eşdeğerdir.4) Bir ton uranyumun vereceği enerji binlerce tonluk kömürün vereceği enerjiye yakındır5. Bu kadar enerji üretiminin yanında kaçınılmaz olarak atık da oluşmaktadır. Fakat bir kömür santraline kıyasla 300.000 kat daha az miktarda. Ki Kömürün içinde eser miktarda bulunan uranyum ve toryum sebebiyle, aynı elektriği üreten bir kömür santrali (CO2, NO2, SO2 gibi küresel ısınmanın baş aktörü olan gazları salmasının yanı sıra) nükleer santrale göre çevreye 100 kat daha fazla radyasyon yaymaktadır.6

1 uranyum paleti 480 m3 doğalgaz, 455 litre petrol ve 1 ton kömürün enerjisine eşdeğerdir. Bu boyutta enerji ciddi güvenlik önlemlerini de mecbur kılmaktadır. Öncelikle, Reaktör uçak çarpmasına dahi dayanıklıdır. (1,3 cm çelik zırh üstünde 1,5m çelikle güçlendirilmiş özel betonlu duvar ve güçlendirici çelik eklentiler ile) Reaktördeki doğal sirkülasyonu sağlayan dizel jeneratörler çalışmayı durdursa dahi 72 saat yetebilecek bir sistem mevcuttur. Reaktörlere göre farklılık göstermekle birlikte yaklaşık 5 metrelik tsunami dalgasına dahi dayanabilecek yapılardır. Ayrıca Çernobil kazasından sonra eklenen Kor tutucu sistem, yakıtın aşırı ısınması halinde reaktörden sızmamasını sağlıyor.

Tahmin edilenin aksine Nükleer santrale yakın yaşamak tehlikeli değildir. Örneklerden de görebileceğimiz gibi Dünyadaki birçok metropolün etrafında nükleer santraller bulunmaktadır. Hangi aklı başında ülke hükümeti milyonlarca vatandaşını ve gelen turistleri tehlike altına sokmak ister ki? Keza Bugüne kadar yaşanan 2 büyük nükleer santral kazasına bağlı ölüm sayısı, Kömür santrallerinin havayı kirletmesi sonucu oluşan yıllık ölüm sayısıyla kıyaslanamaz seviyelerde.7

Resim-1: 2,2 Milyon Nüfusa sahip,2021 Yılında en fazla turist ağırlayan 2.şehir olan, Paris’in çevresinde bulunan

Nükleer Enerji Santralleri

Resim-2: 9 Milyon nüfusa sahip, 2021 Yılında en fazla turist ağırlayan 3.şehir olan, Londra’nın çevresinde bulunan Nükleer Enerji Santralleri

Resim-3: 8,5 Milyon Nüfusa sahip,

2021 Yılında en fazla turist ağırlayan 7.şehir olan, New York’a yakın olan Nükleer Enerji Santralleri

 

Nükleer santral çevresinde yaşayan insanlar yılda 0,01 mSv’den daha az dozda radyasyona maruz kalmaktadır. Bu doz Akciğer radyografisinde 0,02, İstanbul-Newyork uçuşunda 0,08, Tüm vücut Tomografisi çektirdiğinizde ise 11 olmaktadır. Yani ‘’Santralin çevresinde yaşamam’’ diyen bir kişinin ne havaalanına ne de hastaneye gitmemesi beklenir. 20 Mart 1991 tarihinde NCI                      (Ulusal Kanser Enstitüsü) tarafından yayımlanan bir araştırmaya göre, 1982’de açılan 62 nükleer tesisin çevresinde yaşayan insanlar ile 292 benzer özellikteki yerleşim yerleriyle karşılaştırılmıştır. 16 Kanser türü üzerinde 1954-1984 arasındaki ölümlü kanser vakaları üzerinden yapılan kıyaslamalar sonucunda santrallerden önce ve sonra, santrallerin olduğu veyahut olmadığı bölgelerde hiçbir farkın olmadığı ortaya konmuştur.

    International journal of Cancer dergisinde yayımlanan makalede Fransa’da nükleer santralin 5 km çevresindeki çocuklar üzerinde yürütülen çalışma ile löseminin nükleer santralle bir alakası olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Çalışma 1990-2007 yılları arasında kontrol grupları ile yapılmıştır. Cancer Causes and Control dergisinde 1992 de yayımlanan makale Kanada’da 1950-1987 yılları arasında yapılan araştırmaya dayanmaktadır. Uranyum rafinerisi, Nükleer madencilik ve 2 tane santralin olduğu bölgede nükleer tesislerin çalışmaya başlamasından önce ve sonra kanser riskinin arttığına dair bir sonuca ulaşılamamıştır. Nükleer endüstrisinde çalışan insanlar üzerinde yapılan bazı çalışmalar: Güney Kore’de 1992- 2006 yılları arasında 8,429 radyasyon işçisinde 99 kanser vakası, aynı yıllar arasında radyasyon işçisi olmayan 7,807 104 kanser vakası gözlemlenmiştir. Kanser Araştırması için Uluslararası Ajans (IARC) verilerine göre nükleer endüstrinin bulunduğu 15 ülkede 400.000 nükleer endüstri çalışanı üzerine yapılan çalışmalarda Seçilen bir kontrol grubuna göre kanser ölüm oranlarının nükleer endüstri çalışanlarında daha düşük olduğu gözlemlenmiştir. Fransız Elektrik Şirketi (EDF)’de çalışan nükleer endüstri işçileri üzerinde 1968-1994 ve 1968-2003 yılları arasında yapılan çalışmalara göre 22.393 işçinin yalnızca 307 tanesi kanserden ölmüştür. Bu oran Fransa’nın geneline göre düşük kalmaktadır. ABD’de 1979-1997 yılları arasında 15 nükleer santralin çalışanları üzerinde yapılan çalışmaya göre çalışanların kansere yakalanma oranı ABD geneline göre düşük çıkmıştır. Yani özetle Nükleer santral çevresinde yaşamak ne çevreye ne de komşularına zarar vermektedir. Hatta ve hatta çalışanlarına dahi zarar verdiğine rastlanamamıştır.

Yukarıda da incelediğimiz gibi, nükleer enerji santralleri ne karbon monoksit vb. zararlı gaz salınımı yapar, ne de bulunduğu coğrafyaya zehirli atık bırakarak bitki örtüsü-iklime zarar verir. Çünkü nükleer atıklar diğer sanayi kollarında olduğu gibi kontrolsüzce doğaya bırakılamaz. Yüksek Güvenlikli şartlar altında depolanmaları veyahut geri dönüştürülmeleri şarttır. İnceleyeceğimiz örneklerden de görüleceği üzere, turistik merkezlere ve tarım-balıkçılığın devam ettiği yerlere yakın birçok santral faaliyetine devam etmektedir. Tekrarlıyorum, Aklı başında hiçbir ülke turistlerin de vatandaşlarının da sağlığını ve güvenliğini tehlikeye atmak istemez:

 

Resim-4 Tayvan’da bulunan Maanshan Nükleer Enerji Santrali, Kenting Milli Parkı ile iç içe bulunuyor ve yıllık ortalama 5 milyon turist ziyaret ediyor.

 

Resim-5: Akdeniz’e sahili olan İspanya Vandellòs Nükleer Enerji Santrali ve çevresinde devam eden deniz turizmi

Resim-6: Slovakya,Trnava Bölgesi’ndeki Tarım Alanları ve Jaslovské Bohunice Nükleer Enerji Santrali

Resim-7- Flamanville Nükleer Enerji Santrali ve çevresinde devam eden Tarımsal hayat

Resim-8: 2012 Senesinde Rusya Kalinin Nükleer Enerji Santrali’nin soğutma göletinde düzenlenen Balık Tutma Şampiyonası’nda yarışan Türk balıkçılar

Resim-9: Fransa’nın dünyaca ünlü şaraplarının bir kısmı Tricastin ve Cruas-Meysse Nükleer Santralleri civarında yetişen üzümlerle yapılmaktadır.

 

Resim-10: Fransa’da bulunan Civaux Nükleer Santrali, Hemen yanında ise 5000 m2’lik alanda Civaux Tematik Timsah Parkı. Bu parkta Nükleer santralin soğutma suyu kullanılarak ısıtma sağlanmaktadır.

 

The Legatum Prosperity Indexin yapmış olduğu refah araştırması güvenlik, özgürlük, yaşam standartları, sağlık, eğitim ve doğal vasat gibi birçok etmen üzerinden hesaplanmaktadır. Kıyaslamadaki amacımız ‘’Nükleer enerji Refah getirir’’ gibi tek yönlü ve güçsüz bir argüman oluşturmak değil. Fakat Nükleer enerjinin sağlık, çevre ve insan mutluluğuna olumsuz yönde etki ettiği algısının yanlış olduğunu göstermek. Yukarıda da anlattığımız gibi, Nükleer enerji santralinin bir ülkede bulunması insanları ve doğayı olumsuz etkilemediği gibi refahını yükselttiği, haliyle de o ülkeyi yaşanabilir, insanlarını mutlu kıldığını görmek gayet mümkün.

 

RESİM-11 Dünya Nükleer Santraller Haritası

 

 

Resim-12 Dünya Refah Haritası 2020 (The Legatum Prosperity Index8)

 

Sonuç

Sömürü düzeninin 200 yılda dünyaya en büyük armağanı olan Küresel Isınma, kaçınılmaz olarak, insanlığın ortak gündemi olmuştur. Önümüzdeki süreçte (2030-2050 net sıfır emisyon hedefleri) Karbon salınımını sıfıra indirmek kurtuluşumuzun tek yoludur. Sanayileşme ve nüfus artışıyla oluşan elektrik talebini, en verimli şekilde karşılayabilmek için geliştirilen Nükleer enerji ise, karbon salınımını sıfıra indirebilmenin tek yolu olarak karşımıza çıkmaktadır. Peki hem İklim değişikliğini düzeltebilmenin ve de kalkınabilmenin yegâne yolu, en temiz enerji üretim kaynağı olan Nükleer Enerjiden geçerken, neden ülkemiz kamuoyu ve AB, ısrarla Türkiye’nin nükleer enerji sektöre girmesini istemiyor? Ne zamandan beri bilimsel bir doğru aynı zamanda yanlış olabiliyor? Tabii ki, işin içine politika girdiği zaman. 2017 Verisiyle Aktif 450, İnşaat halinde 60 santral bulunurken Türkiye’ye bu sektörün zararlı ve tehlikeli olduğunun tavsiye edilmesi samimi ve gerçekçi değildir. Yürürlükteki birçok anlaşma nükleer enerjinin işbirliği ve araştırmalarla geliştirilmesi üzerine yapılmış iken ‘’Nükleer enerjinin geleceği yoktur, Türkiye hiç girmesin’’ demenin bir izahı yoktur.

Avrupa’nın ve dünyanın en mutlu ve refah içinde olan ülkelerinde dahi Nükleer enerji kritik öneme sahipken Türkiye’ye karşı nükleer karşıtlığı uygulanmasının hiçbir mantığı bulunmamaktadır. Halkın kara propagandaya maruz kalması yanlış politikaların sonucudur. Ülkemizin kalkınmasındaki yegâne yol olan Nükleer enerjinin zararsız, faydalı ve güvenli olduğu en azından Fen bilimleri derslerinin içinde anlatılır olmalı, TV’lerde gerekli tartışma programları yapılmalı, bilgilendirici sempozyumlar ve yayınlar mutlaka yapılmalıdır. Türkiye gibi 83 milyon nüfusa sahip, acilen sanayileşmesi gereken bir ülke için, Güneş Enerjisi, Rüzgâr tribünleri veya Kömür santralleri gibi ufak çözümler, bizi kendi kendine yeten ülke dahi yapamaz.

Sonuç olarak Nükleer Enerji fazlasıyla güvenlidir ve mevcut alternatifleri içerisinde en temiz enerji üretim kaynağıdır. Türkiye Atom Enerjisi Kurumu 1956 Yılında kurulduğu, Akkuyu Santralinin ilk ihalesi 1978 yılında yapıldığı halde ülkemizin Nükleer enerjiye girmesi türlü bahanelerle sürekli ertelenmiştir. Bu ülkenin kaybedecek bir 50 yılı daha yoktur. Kamuoyunu doğru şekilde bilgilendirdikten sonra Nükleer enerji sektörüne vakit kaybetmeden girilmesi zarurettir. Fakat tüm bunları yaparken Nükleer enerjinin, malzemeden çalan müteahhit veyahut tedbirleri aksatan ciddiyetsiz yönetim zihniyetini kaldıramayacak kadar, ciddiye alınması gereken bir teknoloji olduğunu göz önüne almayı unutmamak koşuluyla. Bu ülkenin tabiatı torunlarımızın bize emanetidir. Kötüye kullanılması ihtimal dahilinde bile olamaz.

 

Kaynakça

  1. Palabıyık, H., Yavaş, Y., Aydın, M., Nükleer Enerji ve Sosyal Kabul, Uluslararası Stratejik Araştırmalar Kurumu (USAK) Yayınları, Ankara 2010
  2. https://tr.wikipedia.org/wiki/Nükleer_enerji
  3. https://bilimteknik.tubitak.gov.tr/sites/default/files/posterler/nukleer_silahlar.pdf
  4. https://tr.wikipedia.org/wiki/Richter_ölçeği
  5. Bockrıs John O’M., Veziroğlu N., Smıth Debbi L., Geleceğin Enerjisi: Güneş-Hidrojen, Kaynak Yayınları, İstanbul, Şubat 2002
  6. https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/384368
  7. http://env-health.org/IMG/pdf/dark_cloud-full_report_final.pdf
  8. https://www.prosperity.com/rankings
Paylaş:

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir