ABD,  Analiz,  Enerji,  Genel,  Rusya,  Savunma

Büyük Avrasya Birliğinde Anahtar Ülke Türkiye

Tarihte olduğu gibi bugünde Asya kıtası, yeni uluslararası dengeleri dizayn eden, büyük güçlerin iktidar mücadelesi verdiği önemli bir coğrafyadır. Dünya tarihinde yaşanan 2 büyük dünya savaşı sonrası belkide en uzun sureli ve en tehlikeli olarak değerlendirilen “3. Büyük savaşı” yaşadığımız günümüzde küresel düzene tek başına hükmedecek bir aktör artık imkansız.

Birbirlerine denetim mekanizması uygulayan ve bir ölçüde karşılıklı bağımlılık ilkesine göre hareket eden bölgesel ittifaklar ve işbirliği organizasyonları yeni dünya düzenini şekillendirecek olan kritik bir süreç haline geldi. ABD, Rusya, Çin ve Hindistan gibi küresel ve bölgesel gücü yüksek olan aktörler arasındaki mücadelede bilhassa Türkiye ve İran’ın konumu büyük önem taşıyor. Çünkü büyük resmin tamamlanabilmesi için bu son iki önemli bölgesel gücün doğru yerde konumlanması gerekiyor.

Türkiye, daha güçlü bir Avrasya politikası geliştirmeli.

Günümüzde yaşadığımız küresel düzensizlik, yerleşik haldeki ve batılı deneyimin ürünü olan siyasal fikirlerin, kurumların, mekanizmaların uyumsuzluğundan kaynaklanıyor. Bu uyumsuzluğun meyveleri de ülkelerin direk olarak birbirleri ile temas yerine vekalet güçleriyle bunu gerçekleştirmeleridir. Bu mücadelenin merkezinde Avrasya coğrafyasının olması ve Türkiye’nin güçlü bir Avrasya stratejisinin gerekliliği bugün daha da önem kazanmıştır.

Asya’nın yeniden doğuşu, ABD’nin inişe geçişi.

Bir güç olarak Asya’nın yükseliği, ekonomik ağırlığı, demografik dinamizmi dünyanın çekim merkezinin artık değiştiğine işaret etmektedir. Batılı ülkelerin demokratik geleneğinden kurtulmak isteyen Asya ülkeleri kendine özgü bi siyasal örgütlenme içine girdiler. ASEAN ve Şanghai İşbirliği gibi örgütlerin yanında Büyük Avrasya Birliği, Yeni İpek Yolu gibi devasa entegrasyon projelerinin değiştirdiği çekim merkezleri, Asya’nın yeniden doğuşunu ve Amerika’nin inişe geçişiyle ABD’nin Pasifikteki geleceği ile alakalı tartışmaları başlattı.

21. Yüzyıl Asya ile beraber Pasifik yüzyılıdır.

Dünya’daki ekonomik büyümenin %60’ını Asya-Pasifik ülkeleri sağlamaktadır. Bölgenin bu hız ülke dünyanın diğer bölgelerinden daha hızlı büyüyeceği aşikar. Bölgenin küresel ticaret hacmi %30 lara ulaşırken, yılda 5.2 trilyon dolar ithalat yapılmaktadır. Ayrıca son verilere göre Asya-Pasifik ülkeleri yılda 470 milyar dolar uluslararası yatırım yapmaktadır.

Rusya ile birlikte Çin’in, daha düşük düzeyde ise Hindistan’ın güç kazanmaları Asya’yı dünya ekonomisinin kalbi haline getirdi. Özellikle doğu Asya’daki büyüme ışığında 21. Yüzyıl Pasifik yüzyılı olmuştur demek abartı olmayacaktır.

Rusya, AB ile ABD arasındaki ilişkiyi zayıflatmak istiyor.

Diğer taraftan Rusya, ABD’nin kurguladığı uluslararası sistemi sekteye uğratma, arka bahçesi olarak gördüğü eski Sovyet topraklarında yeniden nüfuz alanı tesis etme ve AB ile ABD arasındaki ilişkiyi zayıflatma peşinde olduğu görülüyor. Bu Rusya’nın tarihten gelen imparatorluk stratejisinin en önemli parçasıdır. Akdeniz politikası ile sıcak denizlere ebediyen kalmak ve enerji ile ticaret yollarını kontrolü altında tutmak, Moskova’nın ulusal güvenlik politikalarında başı çekmektedir.

Ünlü bilimadamı Albert Einstein’in söylemiş olduğu “Dünyayı kurtarmak için 1 saatiniz varsa, sorunu tanımlamak için 59 dakika,çözmek için de 1 dakika harcamanız gerekiyor.” sözü günümüzü en iyi şekilde özetlemektedir.

Gelecekte Türkiye ile Rusya, Avrasya coğrafyasının güvenliğini birlikte sağlayabilir.

Böylesine karmaşık ve çoklu denklemin yer aldığı Avrasya coğrafyasında Türkiye’nin yeni Asya-Pasifik politikası ile bölge ülkeleriyle diplomatik, ekonomik, kültürel ve siyasi ilişkilerde çok daha üst kademeler hedeflenmektedir. Türkiye bu hususta Rusya ile ortak ulusal çıkarları gereği Avrasya’nın güvenliğini sağlama konusunda mutabakata vardılar.

Türkiye’nin bir NATO üyesi olarak Rusya ile beraber hareket etmesi ABD’yi oldukça rahatsız etmektedir. Son olarak Türkiye’nin S-400 hava savunma sistemini alması sonrası yeni nesil F-35 uçak projesinden ABD tarafından çıkarılması iki taraf arasındaki gerilimin en somut halidir.

ABD’yi en çok Avrasya Paktı tedirgin ediyor.

Washington’un yeniden şekillendirmeye çalıştığı Asya-Pasifik politikasında Türkiye-Rusya-Çin-Hindistan ortaklığı önemli bir tehdit unsuru. NATO’nun en güçlü ikinci ordusuna sahip olan Türkiye’nin muhtemel bir Avrasya Paktı oluşturacak güçte bir oluşumun içinde yer alması Washington’un bütün bölgesel hesaplarını alt üst edebilir.

Hülasa

21. yüzyıl güç dengesi Avrupa’dan Asya’ya doğru hızla kayıyor. Dünyanın en büyük tüketim merkezinin olmasının yanında en büyük pazarı olan Asya, kritik enerji geçiş ve ticaret merkezi olmasıyla tüm önemli jeopolitik unsurları taşımaktadır. Türkiye’nin bu bağlamda yeniden dizayn etmeye başladığı Asya-Pasifik politikası bir deniz ülkesin olmasının da vermiş olduğu özellik ile hem Avrasyacılar hem de Atlantikçiler açısından vazgeçilmezdir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir