Doğu Akdeniz Enerji Denkleminde Hedef Türkiye

Doğu Akdeniz’de son dönemde yapılan doğalgaz keşifleri İsrail, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ve AB tarafından yakından takip edilmektedir. Bu bölgedeki enerjinin TANAP gibi Güney gaz koridorlarına eklemlenmesi ve tedarikin en az maliyetle sağlanması da büyük önem taşıyor.
Rum Kesiminin Afrodit sahasında yaklaşık 3.6 ile 6 trilyon, İsrail’in Leviathan sahasında ise 19 trilyon metreküp doğalgaz olduğu tahmin ediliyor.
Kıbrıs adasının kıta sahanlığında bulunan enerji kaynaklarından tüm adanın istifade etmesi gerekmektedir. Fakat özellikle AB’nin Türkiye’nin hem AB’ye üyelik sürecini kesintiye uğratmak hem de Doğu akdeniz’deki faaliyetlerini kısıtlamak adına Kıbrıs meselesinin çözümsüz kalmasını istemektedir. tarihte olduğu gibi adadaki Türk varlığını reddeden politikalar uygulanmaya devam ediyor.
Doğu Akdeniz enerji diplomasisinin diğer önemi aktörü İsrail’in ispatlanmış enerji kaynakları 300 milyar metreküptür. Rusya’nın yaklaşık 50 triyon metreküp ve İran’ın da 30 trilyon metreküplük doğalgaz rezervleriyle karşılaştırıldığında İsrail’in kaynakları oldukça düşük kalıyor.
Öyleyse buna İsrail neden bölgedeki enerji politikalarına yön vermek istiyor?
Sorunun cevabı İsrail’in hem ABD hem de Rusya ile olan ilişkilerinde saklı. ABD ve Rusya Ortadoğu’yu yeniden dizayn konusunda tıpkı 2. Dünya Savaşı sonrası Yalta konferanslarında yaptıkları pazarlıklar gibi, bugünde Suriye’de kendi kontrol alanlarını oluşturmaya çalışıyorlar.
Suriye meselesi ise Doğu Akdeniz politikalarını yakından ilgilendiriyor. Çünkü özellikle Rusya’nın Suriye’deki askeri varlığı gerçekte Akdeniz politikasına hizmet etmektedir. Bugün Doğu Akdeniz’de yaklaşık 30 milyar petrole eşdeğer enerji kaynakları bulunmaktadır. Rusya için bu enerji zenginliğinin Avrupa’ya ulaştırılması kendi enerji ticaretine büyük zarar verecektir. Çünkü Rusya’nın dış politikasının temelinde milli gelirinin yaklaşık %60 ı olan enerji büyük önemli taşıyor. Dolayısıyla Moskova yönetimi bölgedeki enerji sahalarının kendi çıkarlarına zarar vermemesi adına İsrail ile zaman zaman müzakere etmeyi ihmal etmiyor. Çünkü İsrail hem Ortadoğu’da hem de Akdeniz’de Rusya’nın muhatap aldığı bir aktör.
Diğer taraftan ABD ve AB’de bir yandan Rusya’nın nüfuzunu sınırlamak diğer taraftan da Türkiye’nin Kıbrıs kartını hukuksuzca kullanacak Türkiye’nin Akdeniz’de köşeye sıkıştırmaya çalışmakta. Türkiye dengeleri kendi lehine değiştirmek adına Kıbrıs adası üzerindeki garantörlük ve KKTC’nin uluslararası haklarını saklı tutarak sondaj çalışmalarını sürdürmektedir.
Neticede Doğu Akdeniz enerji kaynaklarının Avrupa’ya taşınmasına en ucuz maliyetli güzergah Türkiye’dir. Enerjinin Türkiye’ye ulaştırılması ve boru hatlarıyla Avrupa’ya ulaştırılmasının maliyeti yaklaşık 4,7 milyar dolardır. Bu maliyet diğer en yakın alternatif güzergahlarla karşılaştırıldığında neredeyse yarısıdır.
Türkiye’nin Akdeniz’deki ulusal güvenliği KKTC’nin varlığına ve garantörlük haklarının devamına bağlıdır. Kıbrıs adası Akdeniz’in, dolayısıyla Türkiye’nin adeta uçak gemisidir. Türkiye hangi koşulda olursa olsun tüm baskı ve yaptırımlara rağmen adadaki haklarından en ufak bir taviz vermeyecektir.
Unutulmalıdır ki, Doğu Akdeniz enerjisinin Avrupa ulaştırılması ancak Kıbrıs sorununun samimiyetle çözümüyle mümkün olacaktır.

İRAN’IN NÜKLEER POTANSİYELİNE BAKIŞ

1. İRAN SİYASETİNE BAKIŞ
Bir devrim sonucunda kurulmuş olan İran İslam Cumhuriyeti siyasal yapı olarak demokrasi ve teokrasi karışımı bir devlettir. Humeyni Paris’te sürgündeyken yeni bir anayasa taslağı hazırlanması için çalışmalara başlamıştır. İlk anayasa taslağı Geçici Hükümet tarafından oluşturulmuştur. Ancak Geçici Hükümet anayasanın incelenmesi ve denetlenmesi için Kurucu Meclisi öngörmektedir. Kurucu Konsey 5 din adamı ve 6 hukukçudan oluşmaktadır. İslami kesim tarafından bu öneriler kabul edilmeyince anayasa konusunu tartışmak amacıyla Humeyni tarafından oluşturulan İslami Devrim Şurası ve Cumhur-i İslam Partisi Tahran Üniversitesi’nde verilen bir konferansta ilk kez Humeyni’nin Velayet-i Fakih teorisini öne sürerek anayasanın bu teoriye göre hazırlanmasını öngörmüştür. İslami Devrim Şurası’nın üye sayısı 22 olmakla beraber tüm meşruiyetini Humeyni’den almaktadır. Humeyni bir an önce anayasa taslağı hazırlanmasını, bunun tartışılması için kamuoyuna ilan edilmesini öngörmüştür. Bu bağlamda Geçici Hükümetin görevlerini de açıklamıştır. Öncelikle halk oylaması yapılmasını, Pehlevi rejiminin İslam Cumhuriyetince değiştirilmesini, yeni anayasayı hazırlayacak olan Kurucu Meclisin halk tarafından seçilmesini ve yeni anayasaya göre milletvekili seçimlerinin gerçekleştirilmesini istemiştir. Kurucu Meclis seçimleri İslami Devrim Şurası tarafından gerçekleştirilecektir. Humeyni’nin halktan Kurucu Meclis seçimlerinde istediği husus ise İslam’ı bilen ve İslam’a bağlı vatansever kişilerin oy kullanmasıdır.
Tüm bunlar göz önüne alınarak hazırlanan yeni anayasa halk oylamasına sunulmuş ve Aralık 1979’da onaylanmıştır. İran’da 30-31 Mart 1979’da yapılan referandumla beraber İslam Cumhuriyeti adı %98,2’lik bir oranla verilmiştir. Anayasanın ilk maddesinde bu husus açıkça belirtilmiştir. 28 Temmuz 1989’da anayasada bazı değişiklikler yapılmıştır. 1989 Anayasası Rehber ve Cumhurbaşkanı olmak üzere iki başlıklı bir yürütme gücü ortaya koymuştur.
2 Aralık 1979’da gerçekleştirilen referandumla kabul edilen anayasa 14 bölüm ve 177 maddeden oluşmaktadır. Anayasa Velayet-i Fakih ve önderlik makamlarını esas almayı öngörmektedir. Önderlik makamı İran siyasal sisteminin en önemli makamıdır. Aynı zamanda sınırlı sayıda halk egemenliği de uygulanmaktadır. Anayasanın 12. ve 117. İran İslam Devleti’nin resmi dininin İslam olduğu ve mezhebinin Caferi olduğu maddeleri değiştirilememektedir. Anayasada Velayet-i Fakihlik (Rehber) makamına geniş yetkiler verilmiştir. Rehber yönetimin başında bulunmaktadır ilk vazifesi İslam’ın ve İran’ın çıkarlarını anayasa çerçevesinde korumaktır. Anayasanın 5. ve 107. maddeleri İran İslam Cumhuriyeti’nin liderliğini Rehbere vermiştir. Ayetullah Humeyni Velayet-i Fakih’in ilk lideri olmuştur. 3 Haziran 1989’da vefat etmesiyle beraber Uzmanlar Heyeti’nin seçimiyle 4 Haziran 1989’da Ayetullah Seyyid Ali Hameney İran İslam Cumhuriyeti’nin ikinci Velayet-i Fakih lideri olmuştur.
Anayasa yürütme görevini; Rehbere, Cumhurbaşkanına ve Başbakana vermektedir. Anayasanın 60. maddesi gereğince yürütme görevi kanunla doğrudan rehbere verilen konular dışında Cumhurbaşkanı ve Bakanlar tarafından yürütülmektedir. Anayasanın 113. maddesi gereğince ise Rehberden sonraki en yüksek makam Cumhurbaşkanıdır.
Anayasanın 57. maddesine göre ise yasama, yürütme, yargı erkleri İslam Cumhuriyeti’ne egemen olan erklerdir ve Velayet-i Fakih bünyesi altında görev yapmaktadır. Aynı madde içerisinde bu erklerin birbirinden bağımsız olduğu da belirtilmiştir.
Anayasanın 60. maddesine göre yürütme erkinin görevleri bu yasada doğrudan rehbere devredilen görevler dışında Cumhurbaşkanı ve Bakanlar Kurulunca yürütülmektedir.
Anayasanın 91. maddesi gereğince İslam ahlakı ve anayasanın, İslami Şura Meclisinin kararlarını belirlemek ve aykırılık gözetmemek amacıyla Anayasayı Koruma ve Kollama Konseyi adıyla bir konsey kurulacaktır.
Bu konsey şu şekilde belirlenen üyelerle kurulmaktadır:
1. Adil ve çağının gereğini ve güncel meselelerini bilen fakihlerden 6 kişi, aynı zamanda bu üyeleri rehber seçmektedir.
2. Çeşitli hukuk alanlarında uzman olan 6 kişi ve bunlar da yargı erki başkanı tarafınca İslami Şura Meclisine sunulan Müslüman hukukçular arasından ve meclis tarafından seçilmektedir.
3. Anayasanın 107. maddesine göre Evrensel İslam İnkılabının büyük lideri ve İslam Cumhuriyeti’nin kurucusu olan Rehber olarak tanınan ve belirlenen Humeyni’den sonra Rehberi belirlemek halkın seçtiği bilgelerin görevidir. Bu bilgeler 5. ve 109. maddeler gereğince belirtilen şartlara uygun olan tüm fakihlerin hakkında araştırma yapmakla yükümlüdür ve onlardan birinin siyasi ve sosyal meseleleri iyi bilen, halk tarafından benimsenen 109. maddede yer alan özelliklerden seçkin konumunda olduğu tanımına uyarsa onu rehber olarak seçip ilan edebilmektedirler. Rehber yasalar karşısında ülkenin diğer fertleriyle eşit konumdadır.
Anayasanın 110. maddesinde Velayet-i Fakih’in (Rehberin) yetki ve görevleri şu şekilde sıralanmıştır:
1. Düzenin maslahatını Koruma Konseyi ile İran İslam Cumhuriyeti’nin genel politikalarını belirlemek
2. Düzenin genel politikalarının uygun bir şekilde uygulanmasını gözetlemek
3. Referandum ilan etmek
4. Tüm Silahlı Kuvvetlerin Başkomutanlığı yetkisini bulundurmak
5. Savaş ve barış ilan etmek ve tüm güçlerin seferberlik yetkisi
6. Aşağıdaki görevlere atama yapmak, azletmek ve istifalarını kabul etmek

• Anayasanın kollama ve koruma konseyinin fakih üyeleri
• Yargı erkinin en yüksek yetkilisi
• İran İslam Cumhuriyeti’nin radyo ve televizyon başkanı
• Genelkurmay Başkanı
• Askeri ve güvenlik güçlerinin üst düzey komutanları
7. Koruma Konseyi üyelerini atamak ve azletmek
8. Yüksek Yargı Başkanını atamak ve azletmek
9. İran İslam Cumhuriyeti’nin Radyo ve Televizyon Kurumunun başkanını atamak ve azletmek
10. Genel Kurmay Başkanını atamak ve azletmek
11. İslami Devrim Muhafızlarını atamak ve azletmek
12. En üst kolluk kuvvetlerinin sorumlularını atamak ve azletmek
13. Üçlü erkin ilişkilerini düzenlemek ve sorunlarını gidermek
14. Normal şartlarda çözülmesi mümkün olmayan rejim sorunlarını Düzenin Menfaatini Belirleme Konseyi aracılığıyla çözmek
15. Halkın seçmesinden sonra Cumhurbaşkanını onaylamak
16. Cumhurbaşkanını ülkenin maslahatını gözeterek ve Yargıtay’ın Cumhurbaşkanının yasal görevinden saptığına dair kararı ile 89. madde gereği görevinden azletmek
17. Yargı erki gereğince mahkûmların İslami İlkeler çerçevesinde cezalarının affedilmesi veya hafifletilmesi
Aynı zamanda Rehber bazı görev ve yetkilerini başkalarına devredebilmektedir ve bazı yetkilerini yasama, yürütme ve yargı erkleri üzerinden kullanabilmektedir. Anayasanın 111. maddesi gereğince eğer rehber yasal görevini getiremeyecek durumdaysa ya da 5. ve 109. maddelerde belirtildiği gibi belirtilen şartlara uygun olmadığı ya da baştan bazı şartlara uymadığı gözlenirse görevinden alınmaktadır. Rehberin bu durumunu 108. maddeye göre bilgeler tespit etmektedir. Rehber vefat eder ya da görevden çekilir ve azledilirse bilgeler en kısa zamanda yeni Rehberi belirlemek ve ilan etmekle görevlendirilmiştir. Yeni Rehber belirleninceye dek Cumhurbaşkanı yargı erki başkanı ve düzeni belirleme kurumunun kararı ve fakihlerin çoğunluğu korunmak amacıyla bir başka konseyde onun yerini almaktadır. Eğer Rehber hastalık veya herhangi bir olaydan ötürü geçici olarak Rehberlik görevini yerine getiremeyecek durumdaysa bu süre içinde bu konsey onun görevini üstlenmektedir. Bu konsey 110. madde gereği düzenin maslahatını belirleme kurumu üyelerinin dörtte üçünün onayının ardından görevini yerine getirir.
Anayasanın 131. maddesi gereğince de Cumhurbaşkanının vefatı, azli, iki aydan fazla süren yokluğu ve hastalığı durumu söz konusu olduğunda Cumhurbaşkanının görev süresinin sona ermesine ilişkin yeni Cumhurbaşkanının bazı sebepler dolayısıyla seçilememe durumunda Cumhurbaşkanlığı birinci yardımcısı Rehberin onayıyla Cumhurbaşkanının görev ve sorumluluklarını üstlenebilmektedir. Cumhurbaşkanı birinci yardımcısının vefat etmesi ve başka sebeplerle görevlerini yerine getirememe durumunda rehber bir başkasını onun yerine atamaktadır.

2. İRAN NÜKLEER ANLAŞMASI NEDİR

İran Nükleer Anlaşması 24 kasım 2013 tarihinde Cenevre’de gerçekleştirilen İran ile BM Güvenlik Konseyi’nin 5 daimi üyesi ve Almanya arasında imzalanmıştır. Anlaşmanın temel amacı İran’ın nükleer potansiyelini mevcut durumdan daha ileriye taşımasını engellemek ve bu husus üzerine nihai bir anlaşma olmasını sağlamaktır. ABD ile kopuk diplomasisi göz önünde bulundurulduğunda İran ile imzalanan bu anlaşma oldukça yerinde bir karar olarak görülmüştür.
İran rejimi dışarıdan her ne kadar güçlü şekilde gözükse de, ülke içinde çok çeşitli yaşamsal sorunlarla karşı karşıyadır. Öncelikle toplumun demokratikleşme isteği ve baskısı söz konusudur. Bu demokratikleşme isteği etnik/milli kimlik haklarından başlayarak kişisel haklara kadar uzanmaktadır. Toplumun demokratikleşme talebi ve siyasi seçkinlerin iktidar mücadelesi rejimin iç bütünlüğü bozmuştur. Rejim içi çatışmalı ilişkiler başlamış, ülkenin çeşitli alanlardaki performansı zayıflamıştır. Ekonomi, yapısal nedenlerden dolayı krize girmiş ve rejimin bekası açısından tehlikeli hale gelmiştir. Nükleer krizde inisiyatif elden çıkmış ve gelişmeler İran’ın aleyhinde sonuçlanmıştır. İran’ın nükleer dosyası BM Güvenlik Konseyi’ne gitmiş ve Tahran aleyhinde ambargo dâhil çeşitli kararlar çıkmıştır. Suriye krizi İran’ın Türkiye ve Arap dünyasıyla ilişkisini de sorunlu hale getirmiş ve başta Suudiler olmak üzere Sünni Arap devletleri İran’ı birinci güvenlik tehdidi olarak görmeye başlamışlardır. Tahran, Arap Baharı’ndan zararlı çıkmıştır. Şii-Sünni mezhepsel çatışmanın tarafı ve mimarlarından biri gözükmüştür. Suriye krizi İran eksenli İsrail karşıtı cepheyi sarsmıştır. Bu durum ülkenin Orta Doğu siyasetinin geleceğini belirsizleştirmiştir. Bu nedenle İran, Beşar Esed devrilmeden önce Batıyla ilişkilerindeki sorunları çözmek ve en azından kontrol edilebilir noktada tutmak için yeni bir dış politika açılımına girmiştir.

3. İRAN NÜKLEER ANLAŞMASI NELERİ KAPSAMAKTADIR
ABD ve İran arasında yıllardır süren anlaşmazlığı sona erdirme potansiyeline sahip bu tarihi anlaşma, sadece İran’la ilişki kurma yoluyla elde edilmemiştir. Anlaşmanın sağlanmasında BM Güvenlik Konseyi’ndeki Amerika’ya rakip büyük güçlerin ve ortakların güçlü desteğinin de vurgulanması gerekmektedir. Tahran ile işbirliği Suriye, Irak, Yemen ve Lübnan’da sürmekte olan çalkantılarla baş edilebilmesi için uzun zamandır stratejik bir gereklilik haline gelmişti. Tahran rejimi ile yapıcı bir ilişki kurulmadan, Orta Doğu’daki başlıca sorunların hiçbiri tatmin edici biçimde çözülemez. Bu, Suriye’deki çıkmaza kalıcı çözüm bulmak için olduğu kadar daha geniş anlamda bölgedeki IŞİD tehdidinin bertaraf edilmesi için de geçerlidir. ABD aslında, İran’ı tutumunu yumuşatmaya zorlayarak, Orta Doğu coğrafyasındaki mevcut sorunlara ancak bölge halkları tarafından çözüm Tahran ile işbirliği Suriye, Irak, Yemen ve Lübnan’da sürmekte olan çalkantılarla baş edilebilmesi için uzun zamandır stratejik bir gereklilik haline gelmişti. Tahran rejimi ile yapıcı bir ilişki kurulmadan, Orta Doğu’daki başlıca sorunların hiçbiri tatmin edici biçimde çözülemez. Bu, Suriye’deki çıkmaza kalıcı çözüm bulmak için olduğu kadar daha geniş anlamda bölgedeki IŞİD tehdidinin bertaraf edilmesi için de geçerlidir. ABD aslında, İran’ı tutumunu yumuşatmaya zorlayarak, Orta Doğu coğrafyasındaki mevcut sorunlara ancak bölge halkları tarafından çözümler bulunabileceği hususunda Körfez ülkeleri ve başta İsrail olmak üzere bölgedeki geleneksel ortak ve müttefiklerine stratejik bir ikazda bulunmuştur. Bu çerçevede Washington’ın atabileceği en önemli adım bu ortak ve müttefiklerin çabalarına destek vererek bölgesel güç dengesini korumalarına yardımcı olmaktır.
Kısaca anlaşma maddelerine bakıldığında şu şekilde sıralamak mümkündür;
• Resmi adı ‘Ortak Geniş Eylem Planı’ (JCPOA) olan anlaşma, İran ile kısaca P5+1 olarak adlandırılan ve Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin 5 daimi üyesi ABD, Fransa, İngiltere, Rusya ile Çin’in yanı sıra Almanya arasında imzalanmıştı. İmzacılar arasında Avrupa Birliği de bulunmaktadır.
• Anlaşma kapsamında İran, nükleer reaktör inşasının yanı sıra silah yapımında da kullanılan zenginleştirilmiş uranyum üretimini 15 yıl boyunca kısıtlamayı kabul etmiştir.
• Tahran yönetimi ayrıca 10 yıl boyunca uranyum zenginleştirmekte kullanılan santrifüjlerin sayısını da kısıtlamayı taahhüt etmektedir.

• Ülkedeki ağır hidrojenli su üretim tesisinin kontrol edilmesi konusunda uzlaşı sağlanmıştır.
Anlaşma BM Güvenlik Konseyi tarafından onaylanarak yürürlüğe girmiş, İran’ın taahhütleri yerine getirip getirmediğini denetleme görevini ise Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu üstlenmiştir. ABD’nin 2003 yılında bölgeye yönelik askeri tehditleri, Avrupa Birliği’yle yürütülen görüşmelerin ve iç siyasi gelişmelerin etkileriyle birlikte, İran üzerinde de tesirli olmuştur. İran’ın bütün uranyum zenginleştirme ve dönüştürme faaliyetlerini askıya aldığını ilan etmesi, ABD öncülüğünde yapılan Irak işgalini müteakip Ekim 2003’te gerçekleşmiştir.

4. İRAN – ABD İLİŞKİLERİ VE NÜKLEER KRİZ

Genel olarak bakıldığında her iki ülke arasındaki uzlaşmazlığın yanı sıra ülkeler arasındaki denge politikası kapsamında İran ve ABD arasındaki güç ikilemi dikkat çekmektedir. 1979 devrimi sonrası İran – ABD ilişkileri halen bir normalleşme sürecine girememiştir ve özellikle ABD’nin Irak’ı işgali ve son nükleer kriz, iki ülke arasındaki gerginliği yeniden tırmandırmıştır. İki ülke arasındaki güvensizliğin arka planında İngiltere ve ABD’nin daha önce İran’ın iç politikasına yönelik müdahaleleri söz konusu olmuştur. Ülkeler arasındaki denge politikasını korumak amacıyla imzalanan anlaşma neticesinde kriz yaşanmasına engel olunmaya çalışılmıştır. Bunun yanında anlaşmadan çekilmenin bazı hükümleri bulunmaktadır. Bunlar şu şekilde sıralanmaktadır;

• “NPT’ye üye olan her ülke bu konuyla ilgili hususlarda ulusal çıkarlarının olağanüstü gelişmeler tarafından tehdit edilmesi halinde anlaşmadan çekilme hakkına sahiptir.

• Anlaşmadan çekilecek olan ülke bundan 3 ay önce anlaşmanın diğer tüm taraflarını ve BM Güvenlik Konseyi’ni bilgilendirmekle yükümlüdür.

• Bu bilgilendirme açıklamasında, anlaşmadan çekilmeye yol açan ve ilgili tarafın vazgeçilmez ulusal çıkarını tehdit eden olağanüstü şartlarla ilgili bilgiye yer verilmesi gerekmektedir.

Her iki ülkenin de anlaşma kapsamında belirli talepleri de bulunmaktadır. ABD öncelikle İran’ın nükleer faaliyetlerine son vermesini istemektedir. Uluslararası kapsamda İran’ın gözlem altında tutulmasını ve denetlenmesini istemiştir. İran’ın Güney Lübnan kesimindeki mezhepsel çatışmalara yönelik desteğini çekip aynı zamanda Irak’taki faaliyetlerine son vermesini, İsrail’in resmi olarak İran’ı tanımasını bunun yanında ABD kendisine yönelik tehditlerden İran’ın saf dışı kalmasını istemiştir. İran’ın taleplerine bakıldığında ise nükleer teknolojiye sahip olmak öncelikli talepleri arasında yer almaktadır. ABD tarafından resmen tanınmak ve ABD ile diplomatik ilişkiler kurulmasını istemektedir. Ülkenin iç ve dış tehditlerden korunup rejimin sağlamlaştırılması bunun yanında dış güçlerin ülke içindeki faaliyetlerine son vermesi öncelikli talepleri arasındadır. Temel hedefi ülke içinde ve Orta Doğu siyasetinde rol oynamaktır.
Sonuç olarak P5+1’in yanı sıra ABD ve İran merkezli anlaşma ile ülkeler arasında denge politikası kurulmaya çalışılsa da olası bir tehdit algısı, var olan potansiyeli açığa çıkarmaya yetmektedir. Var olan siyasi kriz zedelenmiş olan diplomasi üzerine yeni bir diplomasi çabasıyla çözümlenmeye çalışılmalıdır.
KAYNAKÇA
1979 İran Anayasası, Düzenleme: 1989
Güner Özkan, “ABD-İran Arasında Nükleer Güç ve Güvenlik Sorunu”, Finans,Politik ve Ekonomik Yorumlar, C: 44, S: 509, 2007
Hasan Onat, “İran Devrimi ve Şiilik” Ankara, 2013
İsmail Safa Üstün , “Günümüz İslam Devletlerinin Bazılarında Yönetim Biçimleri, İran” İstanbul 1998
Murat Bayar, “Kapsamlı Ortak Eylem Planı ve İran’ın Nükleer Programının Geleceği”, Uluslararası İlişkiler, C:13, S: 51
Nihat Ali Özcan, “ İran Sorununun Geleceği; Senaryolar, Bölgesel Etkiler ve Türkiye’ye Öneriler”, TEPAV, Ortadoğu Çalışmaları I
Tahareh Ahin, “İran İslam Devletinde Devlet Yapısı” Ankara 2010
Talha Köse, “İran Nükleer Programı ve Orta Doğu Siyaseti: Güç Dengeleri ve Diplomasinin İmkânlar”, SETA, S.21
Tarık Oğuzlu, “ İran Nükleer Anlaşması’nın Yeni Ortadoğu’ya Etkileri”, BİLGESAM Analiz, Sayı: 1243, 2015
https://www.bbc.com/turkce/haberler/2015/07/150714_bes_soruda_iran_nukleer
https://www.aa.com.tr/tr/analiz-haber/iranla-nukleer-anlasmanin-akibeti-ne-olacak/1140108#

https://tr.sputniknews.com/analiz/201508311017467664/
https://avim.org.tr/tr/Analiz/IRAN-NUKLEER-ANLASMASI-KRIZI-DONEMINDE-NSYOA-NIN-TURKIYE-ICIN-ANLAMI

İran ile P5+1 Ülkeleri Arasında İmzalanan Nükleer Anlaşma

TÜRK DÜNYASI RAPORU-Nisan 2019

 


AZERBAYCAN
TİKA desteğiyle Azerbaycan noter arşivi kuruldu

Azerbaycan Cumhuriyeti Adalet Bakanlığı bünyesinde, noterlerde üretilen evrakları kabul etmek, kaydını tutmak, muhafaza etmek ve kullanımını sağlamak üzere kurulmuş bulunan Devlet Noter Arşivi, vatandaşların ülkenin farklı noterlerinde değişik zamanlarda düzenlenmiş belgeleri elde etmelerine imkân sunuyor. Ülkenin son yıllar kaydetmiş olduğu gelişme sonucunda özel hukuk ilişkilerinin de genişlemesi ile noterlerin her yıl düzenlediği ve onayladığı evrakların muhafaza edilmesi bakımından yetersiz kalan Devlet Noter Arşivi’nin kapasitesi TİKA desteği ile iki katına çıkarıldı.


TİKA’dan Azerbaycanlı gençlere destek

Azerbaycan’da ortaokul öğrencilerinin sağlıklı ve topluma faydalı birey olarak yetiştirilmesine katkı sağlamak amacıyla Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı tarafından yürütülen “Değerlerimiz Servetimiz, Geleceğimizdir” projesi çerçevesinde düzenlenen yarışmaların galipleri Bakü’de gerçekleştirilen törende ödüllendirildi. İki devlet tek millet söylemiyle Azerbaycan ve Türkiye’nin ortak tarihi kültürel değerleri ve geleneklerinin genç nesillerle paylaşılmasını hedefleyen projede psikologlar ve eğiticiler tarafından seminer ve eğitimler verildi.
Ayrıca TİKA tarafından bir de “Bakü Gençlik Akademisi” projesi çerçevesinde, “Yeni Dünya Düzeni ve Türk Dünyası” konulu seminer düzenlendi. Bakü’de farklı üniversitelerde eğitim gören öğrencilerin, sivil toplum kuruluşlarının ve basın mensuplarının temsilcilerinin katıldığı seminerde, günümüz dünyasındaki güncel olaylar, bu olayların toplumlar üzerinde etkisi, Türk dünyasının mevcut durumu ve geleceği konuları ele alındı.

 Azerbaycan’ın tarihi kalesi restore edilecek

Dünyanın bir çok ülkesinde restorasyon projeleri yürüten TİKA, Azerbaycan’da kültürel varlıkların ve kültürel mirasın gelecek nesillere aktarılabilmesi için Bakü’nün Merdekan Kasabası’nda 13.-14. yüzyıllarda yapılan Büyük Merdekan Kalesi ve kalenin hemen yanında bulunan 1492-1493 yıllarında inşa edilmiş Tuba Şah Mescidi’nin restorasyonunu gerçekleştirecek.


23 Nisan dolayısıyla Azerbaycanlı çocuklara 30 bin kitap hediye edildi

23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı vesilesiyle, Azerbaycan ve Türkiye’nin çocuk kitabı yazarları ile Azerbaycanlı çocukları farklı kültürel etkinliklerde bir araya getirmek, çocukların kitap okuma alışkanlıklarını arttırmak amacıyla Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı tarafından gerçekleştirilen “Kitabın Işığın Olsun” projesi kapsamında Azerbaycanlı öğrencilere 30 bin kitap dağıtıldı.


Türkiye ve Azerbaycan’dan ortak askeri tatbikat

Azerbaycan Savunma Bakanlığından yapılan açıklamaya göre, iki ülke arasındaki askeri iş birliği çerçevesinde yapılan tatbikata katılacak Türk askerleri Azerbaycan’a geldi. “Mustafa Kemal Atatürk 2019” ismi verilen tatbikata katılan birlik törenle karşılandı. Tatbikatla tecrübe paylaşımı yapılarak iki ülke silahlı kuvvetleri arasındaki koordinasyonun geliştirilmesinin amaçlandığı belirtildi.


Bakü’de “Milli Mücadele ve Kahramanlık” başlığıyla şiir etkinliği düzenlendi

Bakü’de, Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde yürütülen Kurtuluş Savaşı’nın 100. yılı münasebetiyle “Milli Mücadele ve Kahramanlık” konulu şiir etkinliği düzenlendi. Azerbaycan Milli Drama Tiyatrosu’nda Türkiye’nin Bakü Büyükelçiliği Eğitim Müşavirliği, Bakü Yunus Emre Enstitüsü (YEE), Türk Dünyası Araştırmaları Vakfı Atatürk Lisesi, Türk Anadolu Lisesi ile Türkiye Diyanet Vakfı Türk Lisesi tarafından ortaklaşa düzenlenen etkinliğe çok sayıda davetli katıldı.


Türkiye ile Azerbaycan arasında pamukçuluğun geliştirilmesi için proje imzalandı

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, Azerbaycan ve Türkiye arasındaki ilişkinin, karşılıklı ticaret ve yatırıma dönüşeceğine inandığını söyledi. Bakan Pakdemirli ile Azerbaycan Tarım Bakanı İnam Karimov, iki ülke arasında pamukçuluğun geliştirilmesi projesinin hazırlanmasına dair niyet beyanını imzaladı. Törende ayrıca, Türkiye-Azerbaycan Tarım Yürütme Komitesi (TYK) 9. Dönem Toplantısı kapsamında TYK Tutanağı ile Pamuk Mutabakat Zaptı da imzalandı.


YTB ve Azerbaycan Devlet İdarecilik Akademisi arasında iş birliği protokolü imzalandı

Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı ile Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Devlet İdarecilik Akademisi arasında eğitim iş birliği protokolü imzalandı. YTB’den yapılan yazılı açıklamaya göre, mutabakat zaptına YTB Başkanı Abdullah Eren ve Azerbaycan Cumhurbaşkanlığı Devlet İdarecilik Akademisi Rektörü Prof. Dr. Urhan Alekberov imza attı.


THY, Ankara-Bakü uçuşlarına başladı

Türk Hava Yolları’nın Ankara-Bakü arasında doğrudan uçuşu başladı. Hattın ilk uçuşu dolayısıyla Haydar Aliyev Havaalanı’nda kokteyl düzenlendi. Etkinliğe, Azerbaycan Dışişleri Bakan Yardımcısı Nadir Hüseynov, Türkiye’nin Bakü Büyükelçisi Erkan Özoral, KKTC Temsilcisi Ufuk Turganer, THY Genel Müdür Yardımcısı Abdulkerim Çay, Azerbaycan sivil havacılık yetkilileri, Türk kurumları ile turizm acentalarının temsilcileri katıldı.


KAZAKİSTAN
Kazakistan’ın yeni Cumhurbaşkanı ilk resmî ziyaretini gerçekleştirdi

Nursultan Nazarbayev’in istifasından sonra geçici olarak Kazakistan’ın Cumhurbaşkanı görevini üstlenen Kasım-Jomart Tokayev, ilk resmi yurt dışı ziyaretini Rusya’nın başkenti Moskova’ya yaptı.


Dede Korkut’un Türkistan Nüsahası (üçüncü nüsha) Kazakistan’da bulundu

Bugüne kadar iki nüshası bilinen Dede Korkut Kitabı’nın üçüncü nüshası Türkistan’da bulundu. Türkolog Prof. Dr. Metin Ekici, bulunan nüshanın en eskisi olabileceğini söyledi. Ekici ayrıca, bulunan nüshada kayıp 13’üncü destanın da yer aldığını açıkladı. Ekici, gelişmeyi Türk Dil Kurumu, Bayburt Valiliği, Bayburt Üniversitesi ve Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO) Türkiye Milli Komisyonu iş birliği ile düzenlenen “Dünya Kültür Mirası Dede Korkut Uluslararası Sempozyumu”nda açıkladı. Metin Ekici, 61 sayfalık eseri “Türkistan nüshası” olarak adlandırmayı tercih ettiklerini belirtti.


Türk Konseyi Türk Üniversiteler Birliği Ahmet Yesevi Üniversitesi Ev Sahipliğinde Yapıldı

Türk Üniversiteler Birliği 4. Kurul rektörler toplantısı Türk Konseyi Genel Sekreter Yardımcısı Dr. Ömer Kocaman’ın moderatörlüğünde üye üniversitelerin temsilcilerinin katılımlarıyla Türkistan Yerleşkesi Rektörlük Senato salonunda yapıldı. Toplantıda konuşan Genel Sekreteri Bağdat Amreyev Türk Konseyinin, Türkiye ve Azerbaycan’ın girişimleriyle 2019 kurulduğunu ve bu 10 yıllık süre zarfında diğer Türk Cumhuriyetlerinin katılımlarıyla büyük bir yapıya kavuştuğunu ifade etti. Siyasi, sosyal, eğitim, bilim, kültür, ekonomik vb. alanlarda işbirliklerinin geliştirilmesi Türk Konseyinin en önemli hedefleri arasında yer aldığına dikkat çeken Amreyev, bu anlamda Türk Dünyası’nda birlik ve beraberliğinin sağlanması adına önemli rol üslendiklerini vurguladı.


Çin’den Kazakistan’a ‘Doğu Türkistan’daki terörle mücadeleye destek’ teşekkürü

Başkent Pekin’de Kazak meslektaşı Beibut Atamkulov ile görüşmesinin ardından açıklama yapan Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi, ülkesinin Doğu Türkistan’daki Uygur ve Kazak Türklerine karşı yürüttüğü faaliyetleri savundu. Toplama kamplarının aşırılığa karşı bir adım olduğunu öne süren Çinli yetkili, alınan önlemlerin de oldukça etkili olduğunu iddia etti. Wang Yi, ülkesinin Doğu Türkistan’daki Müslüman Uygur ve Kazan Türklerine yönelik faaliyetlerini radikalleşmeye karşı adımlar olarak tanımladı ve bu bağlamda kendilerine desteğinden ötürü Kazakistan’a teşekkür etti.


Kazakistan’da erken seçim duyurusu

Kazakistan’da 20 Mart günü parlamento ortak oturumunda yemin ederek görevi Kazakistan’ın kurucu ve ilk Cumhurbaşkanı Nursultan Nazarbayev’den devralan Kasım Jomart(Cömert) Tokayev, halka seslenerek 9 Haziran 2019’da erken başkanlık seçimlerini yapılmasına karar verdiğini duyurdu. Tokayev söz konusu konuşmasında, bu kararı kurucu Cumhurbaşkanı Nazarbayev ve Parlamento Başkanı ile iştişare ederek aldığını belirterek, “Kazakistan demokratik bir ülkedir ve devlet başkanını halk seçer” değerlendirmesinde bulundu.


Kazakistan Milli Kütüphanesinden Latin alfabesi dersleri başladı

Nursultan Nazarbayev’in 2017 yılında Kiril alfabesinden Latin alfabesine geçiş kararı almasının ardından kütüphane, 2018 yılında halka ücretsiz Kazakça dersleri vermeye başladı. Bugüne kadar binin üzerinde kişinin katıldığı kurslarda Latin harflerinin kullanıldığı 32 harfli yeni Kazak alfabesi öğretiliyor.


Türk Yazılımının Kazakistan’daki Başarısı 

Çeyrek asırdır yerli havayolu yazılım ürünleri ile dünyaya hizmet ihraç eden Hitit, Türk Cumhuriyetleri’ndeki iş ortaklarına bir yenisini daha ekledi. Kazakistan’ın en büyük havayolu firması Air Astana’nın yeni havayolu şirketi FlyArystan Hitit ile anlaştı. Yazılım ihraç ettiği ülke sayısını arttırarak, hızlı bir büyüme eğilimine giren Hitit, iş ortaklarının da büyümesine katkı sağlıyor.


Rusya’dan Kazakistan’a nükleer santral teklifi

Rus lider Vladimir Putin, Kazakistanlı mevkidaşı Kasım Cömert Tokayev ile bir araya geldi. Putin Tokayev’e, ilk yurtdışı ziyaretinin Rusya’ya yaptığı için teşekkür etti ve görüşmenin Nazarbayev döneminde oluşan geleneklere uygun geçtiğini kaydetti. Vladimir Putin, Kazakistan’a nükleer güç santral inşa etmeyi teklif ettiklerini belirtti.
Kazakistan’ın başkenti 12. Astana Ekonomik Forumu’na ev sahipliği yapacak
Kazakistan’ın başkenti, önde gelen uluslararası uzmanları, Nobel Ödülü kazananlarını, şu anki ve eski başkanları, politikacıları, ekonomistleri, bilim adamlarını, iş adamlarını, Fortune 500’de listelenen CEO’ların katılacağı, 16-17 Mayıs 2019 tarihlerinde yapılacak 12.

Astana Ekonomik Forumu’na ev sahipliği yapacak.

Kazakistan’da Halk Asamblesi Kurultayı
Kazakistan’ın başkenti Nur Sultan’da Türkiye, Rusya, Kırgızistan ve Almanya’dan delegelerin katılımıyla Kazakistan Halkı Asamblesinin 27. Kurultayı yapıldı. Türkiye adına katılan Ahi Evran Üniversitesi öğretim üyesi siyaset bilimci Prof. Dr. Kürşad Zorlu, kurultayda yaptığı konuşmada, siyaset uzmanı olarak 20 yıldır Kazakistan’ın kurucu Cumhurbaşkanı Nazarbayev’in çalışmalarını araştırdığını belirterek, Nazarbayev için “Türk dünyasının aksakalı, günümüzün Bilge Kağanı” nitelendirmesini yapan Zorlu, “Nazarbayev, Türk dünyası iş birliği ve entegrasyon sürecinde büyük bir şans.” yorumunda bulundu.


Türk Keneşi Türk Liderleri Forumu Türkistan’da düzenlendi

Türk İdaresinin Genç Liderleri 2. Forumu, Türk İdaresinin Türk Üniversiteleri Birliği IV Genel Kurulunun “Türkistan Türk Dünyasının beşiğidir” oturumu kapsamında yapıldı. Foruma Azerbaycan, Kırgızistan, Türkiye, Özbekistan ve Kazakistan’dan genç delegeler katıldı.


ÖZBEKİSTAN
Özbekistan Başbakan Yardımcısı’ndan TİKA ziyareti

Özbekistan Yatırım ve Dış Ticaretten Sorumlu Başbakan Yardımcısı Ganiev’in, Özbekistan’ın Ankara Büyükelçisi Aliser Azamhocayev ve beraberindeki heyet ile birlikte TİKA Başkanı Serdar Çam’ı ziyaret ettiği görüşmede TİKA’nın iki ülke arasında gelişen işbirliğine yönelik katkıları ve yeni projeler değerlendirildi.


Özbekistan ve BAE 10 milyar dolarlık anlaşma imzaladı

Özbekistan Devlet Başkanı Şevket Mirziyoyev ve Abu Dabi Emirliği Taç Prensi Şeyh Muhammed bin Zayed Al Nahyan’ın BAE başkentindeki müzakereler sırasında toplam 10 milyar dolarlık bir anlaşma imzaladıkları bildirildi.


Özbekistan’da “Türk Filmleri Haftası”

Özbekistan’ın başkenti Taşkent’te düzenlenen “Türk Filmleri Haftası”, “Somuncu Baba: Aşkın Sırrı” filminin gösterimiyle başladı. Taşkent’teki Alişir Nevai Sanat Sarayı’nda hafta sonuna kadar gösterilecek filmler arasında “Somuncu Baba: Aşkın Sırrı”, “Kurtlar Vadisi Vatan”, “Rafadan Tayfa: Dehliz Macerası”, “Kardeşim Benim” gibi filmler yer alıyor. Açılış programında konuşan İsmail Safi, daha önce farklı resmi görevlerle geldiği Özbekistan’a bu defa Türk filmlerini tanıtmak amacıyla gelmesinin kendisini çok heyecanlandırdığını söyledi.


Özbekistan-Türkiye-Pakistan ortak tatbikatı

Özbekistan, Türkiye ve Pakistan’ın katılımıyla yapılan “Ortaklık Kalkanı-2019” tatbikatı sona erdi. Terörle mücadele konusunun işlendiği ortak tatbikatta üç ülke silahlı kuvvetleri birlikte hareket ederek, yasa dışı yollarla ülkeye sızan terör örgütlerine karşı ortak mücadele becerisini sergiledi. Tatbikatta Özbek, Türk ve Pakistanlı askerler senaryo gereği karadan ve askeri helikopterlerle havadan saldırılar düzenleyerek teröristleri etkisiz hale getirdi.


KIRGIZİSTAN
TİKA’nın Kırgızistan’da yenilediği okul hizmete açıldı

Çüy Bölgesi Isık-Ata İlçesi Budenovka köyünün yerleşik ortaokulunun 17 farklı milletten yaklaşık 750 öğrencinin eğitim gördüğü okul binası 3 ayrı bloğun birleşmesinden oluşuyor. TİKA, 2017 yılında okulun ana girişinde yer alan bloğun dış cephe tadilatını yapmıştı. 2018 yılında proje devam ederek okulun pencereleri, çatı kaplaması ve diğer blokların dış cephesi yenilendi.
Rusya, Kırgızistan’daki hava üssünü modernize edecek
Kırgızistan ile Rusya arasında, ülkedeki Rus askeri üssün statüsü ve süresini öngören anlaşmada değişiklik yapılmasına dair protokol imzalandı. Kırgızistan’a resmi ziyarette bulunan Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile Kırgızistan Cumhurbaşkanı Sooronbay Ceenbekov arasında yapılan ikili ve heyetler arası görüşmelerin ardından imza törenine geçildi. Kırgızistan Genelkurmay Başkanı, “İki ülke silahlı kuvvetleri arasında imzalanan protokol, Rus hava üssünde Kırgız askerlerin insansız hava araçlarının kullanımı konusunda eğitilmesini ve Kırgız askeri pilotların kullandığı Rus hava üssündeki pistin modernizasyonunu öngörüyor” açıklamasında bulundu.


Kırgızistan-Kazakistan sınır kapısındaki sorunlar

Başbakanlık Basın Merkezi’nden yapılan açıklamaya göre, Kırgızistan Başbakanı Muhammedkalıy Abılgaziyev’in, Kazakistan Başbakanı Askar Mamin ile sınırdaki durumu çözmek için yaptığı telefon görüşmelerinin ardından Kazakistan’ın başkenti Nur-Sultan kentine Başbakanlık Gümrük Devlet Hizmetleri Başkanı Almaz Onolbekov’un başkanlığında bir heyeti gönderdiği ve heyetler arası toplantının açık ve yapıcı geçtiği hatırlatıldı.


Oş şehrinin kalkınmasına Türkiye desteği

Türk Dünyası Kültür Başkenti Oş’ta, antik İpek Yolu üzerindeki şehrin ve bölgenin turizm potansiyelinin ele alındığı “Süleyman Dağı-Barış ve Birliğin Simgesi” başlıklı uluslararası iş forumu düzenlendi. Forumda Türkiye’nin turizm alanındaki başarılarını anlatan Türkiye’nin Bişkek Büyükelçisi Cengiz Kamil Fırat, “Sokaklarda gezerken halk kalkınmak istiyor. ‘Gelin bizi, Oş şehrimizi tanıyın ve bizi destekleyin.’ diyor. Türkiye olarak biz varız. Elimizden geleni yapacağız. Oş şehrinin kalkınmasına Türkiye olarak destek vereceğiz.” ifadesini kullandı.
Bişkek’in kuruluş yıl dönümü kutlandı
Kırgızistan’ın bir milyon nüfuslu, Tanrı Dağları’nın eteğindeki başkenti Bişkek’in kuruluşunun 141. yıl dönümü düzenlenen konserle kutlandı. Sovyetler Birliği döneminde “Frunze” adını taşıyan ve Kırgız halkın bağımsızlığına kavuştuğu 1991’de “Bişkek” olarak değiştirilen şehrin adı, Türkistan’dan Çin’e uzanan İpek Yolu üzerinde Kırgız kabilelerin öz topraklarına dönmesini sağlayan bir Kırgız kahramanına ait.


Oş 2019 Türk Dünyası Kültür Başkenti açılış töreni

Kırgızistan’ın Türk dünyası başkenti Oş kentinde bu yılın sonuna kadar sürecek olan etkinliklerin resmi açılış töreni yapıldı. Oş kentinde Ahmatbek Suyunbayev Stadı’nda gerçekleştirilen törenin açılışını Kırgızistan Cumhurbaşkanı Sooronbay Ceenbekov yaptı. Törene, bakanlar, milletvekilleri, diplomatik misyon temsilcileri, Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO), Uluslararası Türk Kültürü Teşkilatı (TÜRKSOY) ile İslami Eğitim, Bilim ve Kültür Organizasyonu (ISESCO) temsilcileri, Türk dünyasının çeşitli bölgelerinden misafirler katıldı. Cumhurbaşkanı Ceenbekov, burada yaptığı konuşmada, Türk dünyasında özel bir yere sahip olan güneydeki büyük şehrin “Türk Dünyası Kültür Başkenti” ilan edildiğini hatırlattı.


TÜRKMENİSTAN
Türkiye, Türkmenistan ve Azerbaycan arasında enerji işbirliği

İstanbul’da Cumhurbaşkanlığı Dolmabahçe Çalışma Ofisi’nde Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez, Azerbaycan Enerji Bakanı Perviz Şahbazov ve Türkmenistan Jeoloji Devlet Kurumu Başkanı Şahım Abdrahmanov arasında üçlü Enerji Bakanları Toplantısı gerçekleştirildi. Toplantıda, yenilenebilir enerji kaynakları, enerji verimliliği, yeşil teknolojiler, şirketler arasındaki bağların güçlendirilmesi, bilimsel araştırma merkezleri, ortak çalışma alanları ve üç ülkenin petrol, gaz endüstrisi ile enerji alanındaki mevcut işbirliğinin genişletilmesi konuları görüşüldü. Bu konuların yanı sıra, ortak bölgesel çıkarlar ve Afganistan-Türkmenistan-Azerbaycan-Gürcistan-Türkiye ulaşım koridoru, Trans-Avrasya otobanı ve Büyük İpek Yolu’nun yeniden canlandırılması gibi projelerin uygulanması hususlarında mutabakat sağlandı.


Türkmenistan’dan Rusya’ya 3 yıl sonra yeniden doğalgaz akışı başladı

Türkmenistan’ın 3 yıl aradan sonra Rusya’ya yeniden doğalgaz sevkiyatına başladığı bildirildi. Gazprom’un 30 Haziran’a kadar Türkmenistan’dan 1.15 milyar metreküp doğalgaz almayı planladığı kaydedildi.


Türkmenistan’da At Bayramı

Dünyada At Bayramı kutlanan tek ülkesi olan Türkmenistan’da Nisan ayının son pazar günü, 1992 yılından bu yana “At Bayramı” başka bir isimle “Bedev Bayramı” olarak kutlanıyor. At Bayramı’nın kutlandığı tek ülke Türkmenistan’da bayram kapsamında, ülkede halk tarafından da yoğun ilgi gören çeşitli etkinliklere yer veriliyor. Başkent Aşkabat’ta, Ahal Teke atları ile ilgili olarak düzenlenen fuarlar ve sergiler, bayram kapsamında düzenlenen etkinliklerin başında yer alıyor. Dünyanın At Bakanlığı bulunan tek ülkesi Türkmenistan’da Ahal Teke atları için güzellik yarışması da düzenleniyor.


Türkmenistan ile Fransa arasında siyasi ve ekonomik işbirliği

Fransa Dışişleri Bakan Yardımcısı ve Avrupa Dışişleri Genel Sekreteri Jean-Baptiste Lemoine başkanlığındaki Fransız heyet, siyasi, ticari ve yatırım konularında görüşmeler yapmak üzere Türkmenistan’ın başkenti Aşkabat’a geldi. Dışişleri Bakanlığı’nda yapılan toplantıda, Afganistan dâhil olmak üzere bölgesel siyasi ilişkilerin yoğunlaştırılmasına ilişkin konular ele alındı. Taraflar, Türkmenistan ve Fransa arasındaki hükümetlerarası ve parlamentolar arası ilişkilerin yüksek seviyesine ve BM, AB ve AGİT de dâhil olmak üzere uluslararası kuruluşlar çerçevesinde olumlu işbirliğine dikkat çekti.


Türkmenistan, tütünle mücadelede dünya lideri

Dünya Sağlık Örgütü tarafından Aşkabat’ta düzenlenen “Bulaşıcı Olmayan Hastalıkların Önlenmesi ve Kontrolü Uluslararası Konferansı”nda, Türkmenistan’ın, tütünle mücadelede dünya birincisi olduğu, verilen sertifikayla tescil edildi.


TACİKİSTAN
Rusya ve Tacikistan’dan 17 anlaşma

17 Nisan’da Moskova’ya resmi bir ziyaret gerçekleştiren Tacik Cumhurbaşkanı Emomali Rakhmon (İmamli Rahman) ile Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin arasında 17 anlaşma imzalandı. Rusya Federasyonu resmi raporunda, ikili ilişkilerin kilit konuları, siyasi, ticari, ekonomik, kültürel, insani ve diğer alanlarda karşılıklı yararlı işbirliğinin daha da geliştirilmesi için tedbirler konuşulduğu belirtildi.


Rusya, Tacikistan’da beş yeni Rus dili okulu inşa edecek

Rusya lideri Vladimir Putin’in eski yardımcısı Devlet Duma Başkanı Vyacheslav Volodin ile Tacikistan Cumhurbaşkanı Emomali Rakhmon, 16 Nisan’da gerçekleştirdikleri toplantıda Rusya’nın Tacikistan’da beş Rus dili okulunun yapımı konusunda bir anlaşma imzaladıklarını söyledi.


DİĞER
Irak Türkmen Cephesi’nin 24. Yılı

Irak Türkmen Cephesi’nin kuruluşunun 24. Yıl dönümü münasebetiyle Kerkük’te kutlama düzenlendi. Kerkük’ün mesaya bahçesinde düzenlenen kutlama törenine Irak Türkmen Cephesi başkanı ve Kerkük Milletvekili Erşat Salihi, Irak Türkmen Cephesi yetkilileri, Türkmen Sivil Toplum Örgütleri temsilcileri ve çok sayıda vatandaş katıldı. Irak Türkmen Cephesi’nin kuruluşunun 24. Yıldönümü kapsamında Musul’un Reşidiye bölgesinde de kutlama düzenlendi. Kutlama töreni Türkmeneli Televizyonu tarafından canlı olarak yayınlandı. Tören tüm Türkmen şehitlerinin ruhuna Fatiha Suresi okunması ile başlandı. Ardından Irak Ulusal marşı ve Türkmen Milli marşı seslendirildi.


Çavuşoğlu Erbil’de Irak Türkmen Cephesi’ni Ziyaret Etti

Türkiye Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu Irak’taki temasları kapsamında Erbil’deki Türkmen siyasiler ve Irak Türkmen Cephesi (ITC) yetkilileri ile bir araya geldi. Çavuşoğlu, Türkmenlerin haklarını her zaman savunduklarını dile getirirken, “Irak’taki Türkmenler, Irak içinde üçüncü en büyük etnik grup. Diğer taraftan Irak’ta yaşayan Türkmenler Irak’a, Irak devletine ne kadar bağlı olduklarını her zaman göstermişlerdir ve özellikle DEAŞ’a karşı mücadelede devletine ve vatanına nasıl sahip çıktıklarını herkes görmüştür. Türkmen kardeşlerimizin de sürece dâhil olması gerekiyor.” açıklamasında bulundu. Bakan Mevlüt Çavuşoğlu, başkent Bağdat’taki temasları kapsamında da Türkmen milletvekilleriyle bir araya geldi.


Büyükelçi Yıldız Musul’da Türk Askerlerini Ziyaret Etti

Musul kentini ziyaret eden Türkiye’nin Bağdat Büyükelçisi Fatih Yıldız, kentte 21 Martta meydana gelen feribot faciasında kaybolanları bulmak için bölgede faaliyet yürüten Türk Deniz Kuvvetleri Komutanlığına bağlı dalgıç ekibi ile bir araya geldi.


TİKA’ Bosna Hersekli gençlere destek

Bosna Hersek’te, işsizliğin azaltılması amacıyla, TİKA çeşitli alanlarda istihdam oluşturacak proje ve faaliyetler gerçekleştirme kapsamında genç, kadın ve savaş mağdurlarının ekonomik güçlendirilmesine ve topluma kazandırılmasına yönelik projelere önem veriliyor. Mesleki Eğitim Merkezinin kurulması ile otomotiv, metal ve tekstil endüstrilerinin hızla gelişmekte olduğu Kuzey Bosna bölgesine Türkiye’nin bu alandaki tecrübelerin aktarılması hedefleniyor. Eğiticiler tarafından Gradaçats’ta yeni kurulan Mesleki Eğitim Merkezinde geçtiğimiz yıl içerisinde toplam 75 kursiyer eğitilerek iş sahibi olması sağlandı.


Sokollu Mehmed Paşa Köprüsü’nün restorasyonu tamamlandı

Osmanlı tarihinin en önemli sadrazamlarından Sokollu Mehmed Paşa’nın adını taşıyan ve ülkedeki en önemli Osmanlı miraslarından biri olan tarihi köprünün restorasyonun tamamlanması dolayısıyla tören düzenlendi. Törene, Sırp Cumhuriyeti’nin (RS) Çevre, İnşaat ve Ekoloji Bakanı, Türkiye’nin Saraybosna Büyükelçisi, TİKA Saraybosna Koordinatörü ve Visegrad Belediye Başkanı katıldı.


TİKA’dan Kuzey Makedonya’da kadınlara destek

Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı tarafından Kuzey Makedonya’nın güneybatısında Pirlepe ve Manastır şehirleri arasında Pelagoniya bölgesinde Kanatlar ve Budaklar köylerinde yaşayan 100 çiftçi aileye, iklime bağlı kalmadan, bütün yıl boyunca sebzeciliğin yapılabileceği sera tarım işletmeleri kuruldu.


TİKA’dan Macaristan’da Ata Sporuna destek

Türkiye ve Macaristan için ortak bir değere sahip olan ata sporu güreşin desteklenmesi amacıyla Dunakeszi Spor Salonunda düzenlenen 2019 Senesi TİKA Kupası Öğrenci ve Genç Yaş Gurubu Kız Ulusal Güreş Şampiyonasına 80 takımdan 153 sporcu katıldı. Açılış konuşmasını yapan TİKA Budapeşte Program Koordinatörü Seda Dağlı; TİKA tarafından organize edilen şampiyonluğun önemine değinen bir konuşma yaptı.


Kırım Tatarları’nın at sevgisi nesilden nesle aktarılıyor

Konya’nın Sarayönü ilçesine bağlı Konar Mahallesi’nde yaşayan Kırım Tatarları, anayurtlarından getirdikleri birçok geleneği yaşatmanın yanında atlara olan bağlılıklarıyla da dikkati çekiyor.


Tatarlar Antalya’da kültürlerini yaşatıyor

Antalya’daki yerleşik Tataristanlı vatandaşlar, hem Türk dünyasının önemli şairlerinden Abdullah (Gabdulla) Tukay anmak hem de kültürlerine yaşatmak için bir araya geldi. Konyaaltı ilçesinde Hurma Cemile Yusuf Delialioğlu Camisi’nde düzenlenen etkinlikte, Tatar vatandaşlar giydikleri geleneksel kıyafetler ve müzik eşliğinde kültürlerini sergiledi. Antalya Tatarları Derneği Başkanı Enis Ziyalı, Tataristan’dan ve başka ülkelerden gelen 2 binden fazla Tatar vatandaşının Antalya’da yaşadığını söyledi.


Macaristan pazarında Çin tehlikesi

Doğu Karadeniz İhracatçılar Birliği Başkan Yardımcısı ve üyeler, Romanya ve Macaristan ziyaretinden edindikleri izlenimleri basın ile paylaştı. Pek çok yeni iş birliğinin temellerinin atıldığı ziyarette Başkan yardımcısı, Macaristan pazarındaki Çin tehlikesine dikkat çekti. Doğu Karadeniz İhracatçılar Birliği, bölgede faaliyet gösteren Çin şirketlerinin Türk firmaları için bir tehlike oluşturduğunu açıkladı.


Dünya Kültür Mirası Dede Korkut Uluslararası Sempozyumu

Bayburt Üniversitesi organizasyonunda, Bayburt Valiliğinin katkıları, Türk Dil Kurumu ve UNESCO Türkiye Milli Komitesi iş birliğiyle düzenlenen “Dünya Kültür Mirası Dede Korkut Uluslararası Sempozyumu” düzenlendi. UNESCO Türkiye Milli Komisyonu Başkan Vekili Prof. Dr. Metin Ekici, Dede Korkut geleneğinin UNESCO İnsanlığın Somut Olmayan Kültürel Mirası Temsili Listesi’ne kaydettirilmesi bir sonuç olmadığını belirterek, “Aslında bir başlangıçtır. Bu başlangıç, Türkiye ve bu mirasa sahip olduğunu belirten kardeş Türk Cumhuriyetlerinin dünyaya verdiği bir sözdür.” dedi.


Moğolistan’da Kazak kültür Merkezinin İnşasına Başlandı

Ulan Bator’da içinde camisi ve okuma salonları olan Müslüman Kazak kültür Merkezi yapımına başlandı. Merkezin Kurban Bayramında açılışı düzenlenecek. İnşaat işlerini Orta Asya Gençlik Vakfı ve Wamy (Dünya Gençlik Asamblesi) ortaklaşa yürütüyor.

Turkey as an Energy Hub: East Mediterranean Relationship With European Union

1. Introduction
Geography has the most important effect on the policies of states. Every state needs to have national security strategy and that is related with its national interest, borders, security and power. It is based on the geopolitics. In order to become a powerful country, a government has to pursue an energy policy. Energy policy has been playing a big leading role in the international system since the middle of the 19th century. It was so new to explore which country has petrol, even in this position it shaped the system on establish of 21 century. The energy still continues to give potential power and give international position to the states in the system. The difference is from the past, there are many energy categories and this is force to states for have multiple energy policy and led them.
In this case, the study focuses on the Eastern Mediterranean area from the view point of natural resources. The research questions are: Why is the Eastern Mediterranean so important? What happened politically before in the region? What is the exclusive economic zone and how is it effected? What are the tensions between states? How does Turkey focus on the case and what are the advantages and disadvantages for Turkey and the EU relationship on the region?
Therefore make it clear, chapters explain step by step: the effect of geopolitics, exploration of energy in the Eastern Mediterranean, Turkey’s position on the Eastern Mediterranean and the last chapter will discuss, what Turkey needs to do and how it can affect the relationship with the EU.
2. Effect of Geopolitics
Geopolitics has big attention since the 20th century. It has briefly emerged by geography and politics. Countries have territory and territory has some special characteristics. Such as energy, sea side, mine, fertile land. States need to survive, for that they must follow good politics on the territory. Otherwise it can lose the area by enemies. During the World Wars I and II, geopolitics was so important, that it shaped the whole foreign policy. The system was focusing on the territory, interest, military power, and locational enemy like neighbor states. It was all related with the realism and it was called traditional geopolitics.
Before the Cold War, there was a bipolar system of nuclear power dominated by the United States and Soviet Union, but after the collapse of the Eastern bloc, this system turned to the superpower system by the US. Then traditional geopolitics became weak and critical geopolitics is emerged and got more attention. For critical geopolitics territory is important but at the same time internet, cyberwar, technology, religion, culture and such social factors are important too. Geography created the culture and culture created the society. Mirja Schröder and Wolfgang Wessels separate the case well: “Criticizing the classical static view on geography due to given physical attributes, critical geopolitics treats geography as a discourse, suggesting that geographical assumptions are culturally constructed and politically sustained.” (Wessels and Schröder, 2017, p. 27).
We live in the 21st century and develop then before. We have more comfortable and technologic life. All of things work with energy. Electric, water, gas, oil, coal, nuclear and other energies are useful. Therefore European Union (EU) give an important role to the energy policy and emphasize it: “although the European Commission recognized that member state energy policies reflect particular national preferences, it admonishes that, in a world of global interdependence, energy policy necessarily has a European dimension.” (Tekin and Williams, 2011, p.15). There are three elements for a good European energy policy. First one is sustainability. Natural resources are limited and we have to find to use other sustainability resources which is more effective at the same time. Second, competitiveness and marketing are the other factors. Third, security issues are also important. (Tekin and Williams, 2011, p.17). Every member state of the EU needs to have energy and while it get to Europe, members have to provide conditions for research and development. (EU Commission, 2014). Separately from the EU, energy policy is important, to have geopolitical and geostrategic power, it has big effect for serving the self-interest, every member state wants to have a good energy level. So, the EU is interested in the case, the area which has energy is considerable. In this case the study focusses on the EM.
3. Exploration of Energy in the Eastern Mediterranean
Mediterranean area is in the middle of different continents on Asia, Europe and Africa. Throughout the history, it provides to connect other regions easily for sea trade, war, oil and gas. It is way to reach other countries. For that, most states want to have this region to affect to others. The region helps to control the Middle East, North Africa and it prevent by West Russia’s move to South (Yaycı 2012, 6). There are many countries which have the side of Mediterranean and it is hard to share the same area. The countries are: Turkey, Italy, Greece, France, Malta, Spain, Serbia, Croatia, Montenegro, Slovenia, Macedonia, Bosnia and Herzegovina, Albania, San Marino, Lebanon, the Turkish Republic of Northern Cyprus (TRNC), South Greek Cyprus Administration (SGCA), Syria, Egypt, Tunisian, Algeria and Morocco. All this countries have to focus on the Mediterranean strategically, because of power, self-interests and survival in the area. In this case, the study will focus on the Eastern Mediterranean countries like: Turkey, Syria, Egypt, Lebanon, TRNC, SGCA, Israel and Morocco.
Energy exploration has started since 2000 in Levant Basin of the EM and there are natural gas reserves in the area. Israel, Egypt, Italy, SGCA, Lebanon have potential for natural gas production (CRS, 2016). Major problems are also started. For instance Exclusive Economic Zone (EEZ), bilateral agreements, and search-production permit areas (Kütükçü and Kaya 2016, 2). According to the law of the sea agreed in the United Nations (UN) Convention on the Law of the Sea 10 December 1982 states try to solve problems by that . EEZ is according to the UN: “…is an area beyond and adjacent to the territorial sea, subject to the specific legal regime established in this Part, under which the rights and jurisdiction of the coastal State and the rights and freedoms of other states are governed…” (UN 1982, 37). So, the states have right to exploration, product and sell in the EEZ. According to UN agreement, every state can announce own EEZ, show on the map and need to send a copy to the UN. Some countries has already announced for Eastern Mediterranean until today. Referring to the report of UN the countries are: SGCA, Egypt, Israel, Morocco and Syrian Arab Republic (UN, 2011).
Some countries have been work on the area. Italy has an effective role on Egypt’s resources on Zohr field: “Zohr field is possibly the largest gas field in the world, with an estimated 30 trillion cubic feet of natural gas. The development of the Zohr gas field expected to produce 20-30 bcm annually for 20 years…” (Dimou 2017, 96). It works to find energy by ENI Company and instead of Egypt, Italy is trying to negotiate with other countries (Ellinas et al, 2016, p.5). Israel has support of the US and work together. “The discovery of the Tamar field (200 Bcm) in 2009 and the Leviathan field (470-621 Bcm) in 2010 opened new perspectives for the little consuming country (9.7 Bcm in 2016). In the following years, the ENI discovered in 2015 the Zohr gas field (850 Bcm) and Cyprus issued permits for drilling in its EEZ, leading to the discovery of the Aphrodite gas field (200 Bcm) in 2011.” (Mazzucchi 2018, 3).
4. Turkey’s Position on the Eastern Mediterranean
​Turkey has been announced the Turkey’s EEZ in Black Sea but it didn’t announce yet in Aegean Sea and Mediterranean it related with islands. Before going to the natural gas problem it is good to understand sea problems between Turkey and Greece. The Countries have problems on the islands. According to Republic of Turkey Ministry of Foreign Affairs, there are 5 categories. Firstly, the UN laws give the permission to the states as a border territorial waters, 12 mile. Turkey and Greece use it 6 miles because their position is opposite and there are common areas and Greece insist for to have 12 miles without agreement with Turkey. Secondly, it was forbidden to have weapon-arms in the islands by Lozan and Paris agreements but Greece doesn’t respect to this rule. Third one is geographic superiority. Fourth, Greece use 6 miles territory waters widening and it is also airspace measure according to international law. But the country claims to have 10 miles airspace. It doesn’t make any sense for Turkey. The last problem is about search and rescue. Both country has to agree on the common regions, but Greece follow nationalistic approach and it is prevent to cooperation (Ministry of Foreign Affairs, 2011).
Greece describes the own continental shelf using over Crete, Karpathos, Rhodes and Meis islands (Yalım, 2018). It means Turkey has really minimum place and it can’t take any decision. This situation is not legal of geographically on the international law. Turkey has a big part on the area and it is superior condition compared to Greece. At the same time, these islands are closer to Turkey than Greece and it needs special conditions. The other factors are given full swing and proportion of the islands (Kütükçü and Kaya 2016, 88). These substances give priority to economy, the situation mustn’t block to other state’s competency. If Greece would have the area, it will be block of Turkey’s economic competency. When considering all conditions the case is a problem and both side need to agree.
​Turkey and Greece also have problem case of energy on the Cyprus. SGCA announced EEZ and determined territory and had an agreement one by one with Egypt, Lebanon and Israel (Yaycı 2012, 17). Greece did this agreements without Turkey’s perspective and try to push Turkey ineffective role. Additionally, SGCA sold the 13 area for searching petrol to the US. Five of them are banned to Turkey’s area and eight of them are relate with TRNC. Especially 12. area is the most confuse one (Kütükçü and Kaya 2016, 90). Data has been show, Greece wants to keep Turkey out of the case. Turkey’s problem is about recognition of TRNC, the region has not recognition in internationally and it is give damage to Turkey because can’t take decision especially in the energy case. For that SGCA is recognition instead of TRNC. Turkey and TRNC had an agreement in 2011 and started to search petrol (Kütükçü and Kaya 2016, 92). It is a kind of proof that Turkey doesn’t want to stay out of the case but it hasn’t taken decision in the international system. Research cost also too expensive and conditions are force to find a partner to share cost. Other countries found it already but TRNC can’t find any partnership because of recognition problem and this is pushed to Turkey take a passive role.
​Another problem is terrorism in Turkey. Terrorism is started since establish of PKK terrorist organization in 1978. The PKK wants to establish a new Kurdish state which is include some part of Turkey, Iraq, Syria and Iran. After the Syrian Civil War in 2011, PKK take the active role and tried to enlargement this is also relate with the energy way. Turkey have three achieve operations for prevent it in Syria. Fırat Operation, Zeytin Dalı Operation and the last one is continue. All is aimed to the territorial integrity-protect of Turkey. However negative point is, Turkey spent much more attention to Syria and could not focus to the EM. Additionally YPG terror organization while think of the Kurdish state, wants to use Syria’s and Iraq’s energy resources and wants to transport it by using own territory to the others and aim is push to Turkey bypass position. This is another serious problem for Turkey.
5. What Turkey Need to Do and How It Can Effect the Relationship with European Union
Turkey is a witness to see what happen in the Middle East. There is an international struggle of dwindling oil resources, therefore happened many wars. Turkey wants to take precautionary measures. For that, the EM is thus important because of economic and security reasons. When we look at the OECD countries, Turkey is the fastest energy spending and demanding states among others, in the last 15 years. This fact shows the increasing the energy dependency of Turkey. Consequently 26% energy demand is for useful domestic sources (Ministry of Foreign Affairs, 2011). It means that Turkey is dependent on energy. Therefore, the exploration in the EM is very important.
Beside there are unresolved two major factors. The unresolved Israeli-Arab conflict; Turkey and SGCA situation. Turkey has a direct effect on one of them and indirect to of them. The situation heats after the exploration. For example, Israel, Egypt, Greece and GRA had a meeting and they draw to borders without Turkey.
When we look at the case carefully, the exploration of natural gas on the South side of Cyprus, increases relationship between Israel and SGRA. As neighbors, they share the same sea and they enjoy good relationships with each other since 1990. Between the two countries trade has been increased and is valued at 715 million Euro. Plus, both share common security, tourism and culture issues.
Egypt joined to Israel and SGCA negotiations in 2017 which the area is 12 bloc in the map. It prefers oil export to Europe (Ağdemir 2016, 103-126). Turkey responds by sending its own drilling ships in EM in the face of these alliances.
When we look from European point of view, it is difficult to explain because even member countries didn’t take a stand and they hesitate to do it, but we can focus on different scenario.
First scenario: Israel, Egypt, SGCA, Greece and Italy can transfer the gas from the EM to Europe by ships and without Turkey, but this is the most expensive and hard way. If it will happen, Turkey will stay away from the EU. Turkey and the EU already have bad relations which can further deteriorate.
Second scenario: Pipeline can be built between the west of Israel and Greece, then the energy can transfer to the EU via Greece. The cost will be under from the first option but the region is closer to Turkey and if Turkey announces the EEZ, it will be problem for that Turkey must be partner. Therefore Turkey must be member. However when we look at the political issues between the three state’s, negotiations seem to be very hard. Nevertheless, the problem can be solved and Turkey can eliminate the Cyprus issue internationally, which has intercepted its reach to the EU. Consequently, the EU and Turkey can improve their relationship.
Another scenario is, that Turkey can find a partner and continue to energy search. When it succeeds, Turkey can use its own energy and can be independent. This situation will make powerful Turkey then the Turkish – the EU can be partnership, the energy can be variety for the EU. At the same time Turkey had achieve operation to Syria, it means the country improved own military success and the issue can be fascination for Permanent Structured Cooperation.
But the realization of the last possibility has a striking aspect. Fareed Zakaria explains it outstandingly. Rich states in natural resources, have a bad state democracy: “Easy money means less economic and political modernization. Unearned income saves the people from taxation – it is a kind of exchange for giving things in ways such as accountability, transparency and even representation. History shows that an administration that needs to tax its people is forced to be more sensitive to their people and to represent them more. The regimes of the Middle East do not expect much from their people, and they give very little in return. Another bad effect of the wealth derived from natural resources is that it makes the administrations rich enough to be oppressive.” (Zakaria 2014,139-140). While the EU has a target on liberal democracy, but in this position Turkey can become more “illiberal democrat” or even authoritarian. And this would have a negative effect on the EU-Turkey relationship.
6. Conclusion
The EM, became a more important area especially for the EU after the exploration of energy. Because the EU and other states want to have the option to buy energy instead of Russia. A Few states have right to use this energy which is emerged in the EM and they are trying to deal on the common areas. Turkey’s position is the most difficult one. TRNC hasn’t been recognized internationally and Turkey can’t take decision so much. Greece is the other problem because it wants to keep Turkey out of the case. When we focus on the EU and Turkey relationship, there are many scenarios. One of them is transfer to Europe by Italy, Greece, Egypt, Israel and SGCA without Turkey. It will affect the relations badly. Another scenarios is, that the EU can manage the situation of Turkey, Greece and Israel for make a deal for to transfer the EU. During the negotiations the relations can improve. Last scenario is that Turkey can have its own energy and transfer to the EU and relations improved, but this is a bit risky in terms of liberal democracy, as we said before. Considering all scenarios, it is possible to have a negative impact on the long term even if the rapprochement with the EU increases in the short term.

References

Affairs, R. o. (2011). Ministry of Foreign Affairs. Retrieved from Fundamental Problems on the Aegean Sea: http://www.mfa.gov.tr/sub.tr.mfa?cb345332-2fcc-46ec-9f01-3c91bf543483 (I accessed December 2018).
Ağdemir, M. (2018). Relations Between Israel and South Greek Administration. Perception Journal of International Affairs, 103-126.
Commission, E. (2014). Sustainable, secure and affordable energy for Europeans. Brussels: EU publications.
Dimou, A. (2017). Energy as an East Mediterranean Opportunity and Challenge. NATO, National Security and the Future (p. 96). Washington DC: NATO.
Ellinas, C., Roberts, J., & Tzimitras, H. (2016). Hydrocarbon Developments in the Eastern Mediterranean. Cypriot: Atlantic Council Policy on Intellectual Independence.
Kütükçü, M. A., & Kaya, İ. S. (2016). Uluslararası Deniz Hukuku Kapsamında Doğu Akdeniz’deki Peteol ve Doğalgaz Kaynakları ile Türkiye’nin Hukuki Durumu. Yaşam Bilimleri Dergisi, p.2 .
Mazzucchi, N. (2018). The Role of Greece in the Mediterranean. Paris: Research Fellow, Fondation Pour la Recherche Stratégique.
Nations, U. (2011). Table of Claims to Maritime Jurisdiction. New York: United Nations.
Service, C. R. (2016). Natural Gas Discoveries in the Eastern Mediterranean. Washington DC: Congressional Research Service.
Tekin, A., & Williams, P. A. (2011). Geopolitics of the Euro-Asia Energy Nexus. Basingstoke, UK: Palgrave Macmillan.
Turkey, M. o. (2011). Energy Profile and Strategy of Turkey. Retrieved from Ministry of Foreign Affairs: http://www.mfa.gov.tr/turkiye_nin-enerji-stratejisi.tr.mfa (I accessed December 2018).
UN. (1958). United Nations Convention on the Law of the Sea. New York: UN. Retrieved from UN.
Wessels, W., & Schröder, M. (2017). Turkey as an Energy Hub? W. Wessels, Turkey as an Energy Hub? (p. 27-30). Baden: Nomos Verlagsgesellschaft mbH & Co. KG.
Yalım, Ü. (2018, February 26). Turkish Center for International Relations & Strategic Analysis. Ankara, Çankaya, Turkey.
Yaycı, C. (2012). Doğu Akdeniz’de Yetki Alanlarının Paylaşılması Sorunu ve Türkiye. Bilge Strateji , p. 6.
Zakaria, F. (2014). Özgürlüğün Geleceği. (M. Ö. Sağır, & H. S. Akıllı, Çev.) İstanbul: Kırmızı Yayınları.
1

ABD Devrim Muhafızları Ordusunu Neden Terör Listesine Aldı?

Donald Trump önderliğinde ABD, İran’ın resmi devlet güçlerinden olan Devrim Muhafızları Ordusunu terör listesine dahil etti. ABD’nin bu hamlesi dünya kamuoyu tarafından beklenen bir uygulamaydı. Çünkü Trump’ın gerek seçim kampanyalarında gerekse iktidar sürecinde İran’a karşı söylemleri ve uyguladığı politikalar İran aleyhine yapılmış hamlelerdir.

Trump’ın her fırsatta İran’ın terörü desteklediğini söylemesi, ABD nazarında İran’ı terörist bir ülke haline getirdi. Bu bağlamda nükleer antlaşmadan çekilip, İran’a karşı ambargo uyguladı. Böylece bölgede İran’a diz çöktürmeyi hedefledi.

Zira İran Arap Baharı ve Suriye iç savaşından sonra, başta Suriye ve Irak olmak üzere Ortadoğu’da yayılmacı politikalar izledi. Bu durum İsrail’in güvenliği meselesini tekrar gündeme getirdi. Neticede ABD ve İsrail’i rahatsız etti. Dolayısıyla ABD bölgede İran’ı pasifize etmeyi hedefledi.

Öte yandan İran’a karşı cephe alan ABD, İsrail ile olan ilişkilerini daha ileri boyuta taşıyordu. Başta Kudüs’ün İsrail’in başkenti kabul edilmesiyle başlayan süreç, Golan Tepeleri’nin İsrail’in toprağı olarak kabul edilmesiyle devam etti. İran’ın Şii Milisler üzerinden İsrail’e tehdit unsuru oluşturmasının önüne geçilecek hamleler yapıldı. Aynı zamanda Varşova Zirvesiyle başlayan ve bölgede başta Suudi Arabistan ve BAE olmak üzere Arap Devletlerinden oluşan bir İran Seddi oluşturarak, İran’ın bölgede köşeye sıkıştırılması hedeflendi.

Bu süreç son olarak İran’ın resmi ordu güçlerinden olan DMO’nun terör örgütü olarak kabul edilmesiyle devam etti. ABD’nin uyguladığı bu yaptırım uluslararası hukuka ne kadar uygun tartışılır ama ABD daha önce bir devletin yasal parçası olan herhangi bir kuruma yaptırım uygulamadı. Bu durum DMO tarafından ilginç bir örnek olacaktır.

Daha önceden başta Kasım Süleymani olmak üzere DMO’ya bağlı kişiler ve kurumlar yaptırım listesine eklenmişti. Bu yüzden DMO’nun topyekun olarak bu listeye alınması ilginç bir durum değildir. DMO yaklaşık 100 bin kişilik milis gücüne sahip bir kurum olup kendisine bağlı Kudüs Gücü İran sınırları dışında Suriye, Yemen gibi bölgelerde Şii milislere eğitim, techizat gibi konularda destek sağlıyordu. Aynı zamanda İran ekonomisinin en az yüzden 50’si DMO’nun tekelinde bulunuyor. Bu açıdan düşünüldüğünde mevcut durum ABD ve İsrail’i tedirgin ediyordu. Bu yüzden mezkur kurum etkisiz hale getirilmesi gerekiyor.

kaka 2

DMO’nun Terör Örgütü İlan Edilmesi Sonucu

DMO’nun ABD tarafından terör örgütü ilan edilmesinin bir takım hayati sonuçlar doğuracağı aşikardır. Bu bağlamda düşünüldüğünde DMO İran’ın temsiliyet hakkı olan uluslararası müzakerelerde bulunmasının önünü kapatabilecektir.

Bununla birlikte bölgede başta Suriye ve Irak olmak üzere DMO’ya ait askeri üsler hedef haline gelebilebilir.

Bunun yanı sıra Ortadoğu’da makas daralacak gerilim artabilecektir. Böylece diplomasinin yolu kapanabilecektir.

İran’da gücünü anayasadan alan bir kurum IŞİD, gibi uluslararası terör örgütleriyle aynı sıfatta yargılanacağı iddia edilecektir.

ABD’nin DMO ile ticaret yapan kurum ve kişilere yaptırım uygulaması, DMO ile ticaretin azalmasına sebep olacaktır. Bu durum ister istemez hem kurumun hem de ülkenin ekonomisine zarar verebilecektir.

  1. Bunların dışında yaklaşan İsrail seçimlerini gözden kaçırmamak gerekir. Bu durum Netenyahu’ya ekstra destek sağlayabilecektir.

AAE- TÜRK DÜNYASI RAPORU-Mart-2019

AZERBAYCAN

Aliyev ve Paşinyan Avusturya’da görüştü
İlham Aliyev, Ermenistan Başbakanı Paşinyan ile Avusturya’nın başkenti Viyana’da yaptığı görüşmeyle ilgili Rus haber ajansı TASS’a yaptığı açıklamada, bugün Azerbaycan ve Ermenistan liderleri arasında uzun bir aradan sonra ilk resmi görüşmenin gerçekleştirildiğini, Paşinyan’la daha önce yaptığı görüşmelerin uluslararası toplantılar çerçevesinde tanışma nitelikli olduğunu söyledi.
Ermenistan-Azerbaycan cephe hattında çatışma
Azerbaycan Savunma Bakanlığından yapılan açıklamada, Ermenistan ordusunun ateşkesi ihlal ettiği ve açılan ateşle Ellez Ellezov isimli askerin şehit düştüğü bildirildi.
İlham Aliyev Nevruz Bayramı öncesi 399 mahkumu affetti
Cumhurbaşkanı Aliyev, yayımladığı genelgede, bazı mahkûmların, mahkûm ailelerinin, kamu baş denetçisinin ve insan hakları örgütlerinin kendisine yaptığı başvuruları değerlendirdiğini belirtti. Aliyev, mahkûmların kişiliklerini, ailevi ve sağlık durumlarını, mahkûmiyet süresindeki hal ve davranışlarını göz önünde bulundurarak anayasanın ilgili maddeleri uyarınca af kararını imzaladığını kaydetti.
Çanakkale şehitleri Azerbaycan’da anıldı
18 Mart Şehitleri Anma Günü ve Çanakkale Zaferi’nin 104. yılı dolayısıyla Azerbaycan’ın başkenti Bakü’deki Türk Şehitliği’nde tören düzenlendi. Törene, Bakü Büyükelçisi Erkan Özoral, Askeri Ataşe Tuğgeneral İsmail Hakkı Köseali, Türk kurumlarının temsilcileri ile vatandaşlar katıldı.
Azerbaycan’da Nevruz coşkusu
Azerbaycan’da, Türk dünyasının en önemli bayramlarından, baharın habercisi olarak kabul edilen Nevruz Bayramı kutlamaları, Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in Nevruz ateşini yakmasıyla başladı. Başkent Bakü’nün en ünlü meydanı olan Fevvareler Meydanı’nda başlayan kutlamalara Cumhurbaşkanı Aliyev, eşi Mihriban Aliyeva ve devlet erkânı katıldı. Nevruzun Azerbaycan’daki simgelerinden “Kosa ve Keçel” ile “Bahar Kız”ın eğlenceli gösterileri, halk oyunları ekiplerinin müzik ve dans performansları gösterilere renk kattı.
Azerbaycan’da yeni reformlar yapılacak
Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, ülkesindeki reformların derinleşeceğini belirterek, “Siyasi, ekonomik, sosyal, adli ve yasal, eğitim ve sağlık gibi her alanda yeni reformlar yapılacak. Artık ilgili talimatlar verildi ve reform paketi hazırlanıyor. Azerbaycan yeni bir döneme girmiştir.” dedi.
Türkiye’nin Bakü Büyükelçiliğinden Ahıska Türklerine destek
Türkiye’nin Bakü Büyükelçiliği, Azerbaycan’ın Saatlı ilinde yaşayan Ahıska Türklerine gıda yardımında bulundu. Türkiye’nin Bakü Büyükelçisi Erkan Özoral ile Azerbaycan’da faaliyet gösteren Türk kurum ve kuruşların temsilcileri ile iş adamları, Saatlı ilinin Kazanbatan köyünde yaşayan Ahıska Türklerini ziyaret etti.
Azerbaycan ve Türkiye’den ortak kermes
Azerbaycan ve Türkiye’den kadınlar, ihtiyaç sahipleri ve engellilere yardım amacıyla ortak kermes düzenledi. Türk hayırseverlerin kurduğu ve Azerbaycan’da uzun yıllardır faaliyet gösteren Gençliğe Yardım Fonu (GYF) tarafından düzenlenen “Yarınlara ümit ol” adlı kermeste, kadınların yaptığı el işi ürünler ve yiyecekler satışa çıkarıldı.
Azerbaycan, Kırgızistan’da okul ve park yapacak
Azerbaycan, Kırgızistan’ın başkenti Bişkek’te 550 öğrenci kapasiteli okul binası ve merhum Cumhurbaşkanı Haydar Aliyev’in anısına park yapacak. Azerbaycan’ın Bişkek Büyükelçisi Hidayet Orocov ve Bişkek Belediye Başkanı Aziz Surakmatov, okul ve park yapımına ilişkin mutabakat imzaladı.
Azerbaycan ordusundan geniş kapsamlı tatbikat
Azerbaycan Savunma Bakanlığından yapılan açıklamada, Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in onayladığı plan uyarınca Savunma Bakanı Zakir Hasanov komutasında düzenlenen tatbikata, ordunun çeşitli komutanlıklarına bağlı birliklerin katıldığı bildirildi. Farklı bölgelerde 10 bin askerin katılımıyla yapılan tatbikatta, temsili düşman hedeflerine operasyonlar düzenlenecek ve yeni silahlar denendi. Tatbikatta yaklaşık 500 tank ve zırhlı araç, 300 füze ve top sistemi, 20 uçak ve helikopter yer aldı.
Azerbaycan Türkiye Müşterek Halk Oyunları ve Gelenekleri Paneli
TİKA Azerbaycan ile Türkiye’nin ortak geleneksel değerlerinin yaşatılmasına destek amacıyla Bakü’de Azerbaycan-Türkiye Müşterek Halk Oyunları ve Gelenekleri Paneli düzenledi. Azerbaycan Milli Bilimler Akademisi Folklor Enstitüsü, Azerbaycan Cumhuriyeti Kültür Bakanlığı, Bakü Yunus Emre Enstitüsü ve UNESCO Türkiye Milli Komisyonu iş birliğinde gerçekleştirilen panele Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Türk Halk Bilimi Bölümünden davet edilen araştırmacılar ve Azerbaycanlı araştırmacılar katıldı.
KAZAKİSTAN
Kazakistan’la ilişkilerin 27’nci yıl dönümü
Kazakistan Dışişleri Bakanlığının, Türkiye ile diplomatik ilişkilerin kuruluşunun 27’nci yıl dönümü dolayısıyla yaptığı açıklamada, Türkiye’nin, Kazakistan’ın bağımsızlığını tanıyan ilk ülke olduğu hatırlatıldı. Türkiye’nin en yakın ve güvenilir siyasi ve ekonomik ortaklarından olduğu belirtilen açıklamada, “Astana ile Ankara arasındaki ilişkiler kardeşlik, ortaklık ruhunda gelişiyor ve iki ülke halklarının tarihi ve kültürel yakınlığına dayanıyor” ifadeleri yer aldı.
Kazakistan’da Şükran Günü
Kazakistan’da 1930’larda sürgün edilen halkların Kazak halkıyla kaynaşıp, kardeş olanların şükranlarını iletme günü olarak bilinen Şükran Günü başkentte çeşitli kültürel etkinliklerle kutlandı. Kazakistan Halkı Asamblesine bağlı Dostluk Evi’nde “Kazakistan hepimizin ortak evi” başlıklı etkinlik düzenlendi. Etkinlikte Kazakistan’da yaşayan etnik grupların kültürel dernekleri, kendi kültür ve yemeklerini sergiledi. Kazakistan Halk Asamblesinin kurulduğu gün olarak da bilinen 1 Mart, 2016’da Cumhurbaşkanı Nazarbayev’in teklifi üzerine “Şükran Günü” ilan edilmişti. Kazakistan Şükran Günü Kazakistan Cumhuriyeti Ankara Büyükelçiliğinde de büyük bir etkinlikle kutlandı.
Türkiye ile Kazakistan arasında askeri iş birliği
Kazakistan Savunma Bakanlığı Basın Bürosundan yapılan yazılı açıklamaya göre, iki ülke savunma bakanlıklarının temsilcileri, Kazakistan’ın başkentinde, Birinci Cumhurbaşkanı Milli Savunma Üniversitesi’nde bir araya geldi. Görüşme sonunda taraflar, bu yıl için askeri istihbarat, savaş hazırlığı, barış gücü faaliyeti, siber güvenlik ve diğer konularda 17 etkinliği içeren askeri iş birliği planına imza attı.
“Türk Konseyinin otoritesinin güçlendirilmesi önemli”
Kazakistan Dışişleri Bakanı Beybut Atamkulov, Türk Konseyi Genel Sekreteri Baghdad Amreyev ile görüştü. Kazakistan Dışişleri Bakanı Atamkulov, Türk Dili Konuşan Ülkeler İşbirliği Konseyinin (Türk Konseyi), otoritesi ve potansiyelinin daha da güçlendirilmesinin tüm üye ülkeler için önemli olduğunu belirtti.
Çanakkale Şehitleri Kazakistan’da anıldı
Çanakkale Deniz Zaferi’nin 104. yıl dönümü ve Şehitleri Anma Günü dolayısıyla Kazakistan’ın başkenti Astana’da tören düzenlendi. Türkiye’nin Astana Büyükelçisi Nevzat Uyanık’ın ev sahipliğinde düzenlenen etkinliğe, Kazakistan’da faaliyet gösteren Türk kurumlarının temsilcileri ve diplomatların yanı sıra çok sayıda davetli katıldı.
Kazakistan Cumhurbaşkanı Nursultan Nazarbayev istifa etti
Kazakistan Cumhurbaşkanı Nursultan Nazarbayev görevinden istifa ettiğini açıkladı. Olağanüstü cumhurbaşkanlığı seçimlerinden önce devlet başkanının görevi Kazakistan Parlamentosu Senato Başkanı Kasım Cömert Tokayev’e devredildi. Tokayev, diplomasi alanındaki tecrübesiyle dikkati çekiyor. Nazarbayev’den görevi devralacak Tokayev, 2020’ye kadar Kazakistan’ın geçici cumhurbaşkanı olacak. 79 yaşındaki Nursultan Nazarbayev ülkeyi 24 Nisan 1990 yılından beri yönetiyordu. Nazarbayev, istifa etmesine rağmen ömür boyu Ulusal Güvenlik Konseyi başkanlığı ve kurucusu olduğu iktidar partisi Nur Otan’ın başkanlığı ile Anayasa Konseyi üyeliği görevlerini sürdürecek.
Kazakistan’da Nevruz Bayramı kutlamaları
Kazakistan’ın başkenti Astana’da kimsesiz ve engelli çocuklar için Nevruz Bayramı kutlama etkinliği düzenlendi. Kazakistan Milli Müzesinde yapılan etkinliğe, Kazakistan Kültür ve Spor Bakanının yanı sıra Kazakistan’da faaliyet gösteren büyükelçiler ile çok sayıda davetli katıldı. Milli şarkı ve dans gösterilerinin yapıldığı etkinlikte Bakan, diplomatlar ve sanatçılar, çocuklar için “duşak kesme (tusau keser)” ayini gerçekleştirdi. Etkinlik çerçevesinde, göçebe Kazak halkı kıyafetlerinin defilesi yapılırken el sanatları ürünleri sergilendi ve Nevruz yemeği “köje” ikram edildi. Kimsesiz ve engelli çocuklara da hediyeler verildi.
Kazakistan Senatosu Başkanlığına Dariga Nazarbayeva seçildi
Eski Senato Başkanı Kasım Cömert Tokayev’in yemin ederek cumhurbaşkanı olmasının ardından parlamentonun üst kanadı Senatoda başkanlık seçimi yapıldı. Eski Cumhurbaşkanı Nursultan Nazarbayev’in kızı Dariga Nazarbayeva Senato Başkanlığına seçildi.
Kazakistan’ın başkenti Nur-Sultan oldu
Kazakistan Cumhurbaşkanlığından yapılan açıklamada, Cumhurbaşkanı Tokayev’in başkent Astana’nın isminin Nur-Sultan olarak değiştirilmesini öngören yasayı onayladığı belirtildi. Eski Cumhurbaşkanı Nursultan Nazarbayev’in 19 Mart’ta cumhurbaşkanlığı görevinden istifa etmesinin ardından Senato Başkanı Tokayev, cumhurbaşkanı olmuş, Nazarbayev’in isminin başkente verilmesini önermişti.
Çin’den Kazakistan’a sınır ötesi altyapı için kredi
Kazakistan Meclis Başkanı Nurlan Nigmatulin milletvekili başkanlığında toplanan genel kurul oturumunda “Kazakistan Cumhuriyeti Hükümeti ve Halk Cumhuriyeti için Çin Halk Cumhuriyeti Hükümeti arasındaki Kredi Çerçeve Anlaşmasının onaylanması Üzerine” yasa tasarısını onayladı. Çin Halk Cumhuriyeti’nin kredisi çerçevesinde 9 otomobil ve 1. demiryolu kontrol noktasının modernizasyonu ve teknik donanımının yapılması planlandığını belirtti.
Kazakistan’da “Dünya saati” etkinliği
Dünya Doğayı Koruma Vakfı (WWF) tarafından, iklim değişikliğine dikkati çekmek amacıyla her yıl düzenlenen Dünya Saati etkinliği çerçevesinde Bayterek Kulesi, EXPO 2017 fuar alanındaki Nur Alem Pavilyonu, Hazreti Sultan Camisi, Barış ve Uyum Sarayı ile diğer ana binaların ışıkları bir saatlik süreyle söndürüldü. Etkinlik çerçevesinde alışveriş merkezlerinde topluma, elektriği bir saatliğine kapatma çağrısı yapan etkinlikler düzenlendi.
ÖZBEKİSTAN
ABD Özbekistan’da gaz üretimine başladı
ABD’li şirket Epsilon Development LLC, Kashkadarya bölgesindeki Talimarjan sahasında gaz üretimine başladı. Beklenen günlük mavi yakıt borcunun günlük 250 bin metreküp olacağı bildiriliyor. Amerikan şirketi Talimarjan gaz sahasını şubat ayında geliştirmeye başladı. Gaz, Özbekistan’ın iç pazarında satılacak. Epsilon Development’ın Özbekistan’da gaz üretimine 5,2 milyar dolar yatırım yapması bekleniyor.
Almanya Devlet Başkanı Özbekistan’ı ziyaret edecek
Almanya ve Özbekistan arasında yatırım, enerji ve eğitim alanındaki projeleri görüşmek üzere Almanya Devlet Başkanı’nın Özbekistan’a resmi ziyarette bulunacağı bildirildi. Almanya Devlet Başkanı Frank-Walter Steinmeier, Mayıs ayında Özbekistan Cumhuriyeti’nde yer alan Yatırımlar ve Dış Ticaret Bakanlığı’na bir ziyaret gerçekleştirecek.
Özbekistan-Tacikistan arasında yeni bir sınır kapısı açıldı
Özbekistan ile Tacikistan arasındaki “Babatağ” sınır kapısı, uzun bir aradan sonra yeniden faaliyete başladı ve açılışa ilişkin tören düzenlendi. Tacikistan’ın kurmak istediği hidroelektrik santrale Özbekistan’ın karşı çıkmasından dolayı iki ülke arasında çıkan anlaşmazlıklar nedeniyle 2005-2008 yıllarında bazı sınır kapıları kapatılmıştı.
Özbekistan’da kabine üyeleriyle ilgili yeni düzenleme
Cumhurbaşkanı Şevket Mirziyoyev, parlamentodan geçen anayasada bazı değişiklikleri öngören kararnameyi imzaladı. Buna göre, parlamentonun alt kurulu olan Yasama Meclisi, başbakan tarafından önerilen kabine üyelerini görüşerek kabul edecek ve onaylanması için cumhurbaşkanına sunacak. Parlamentonun bakan adayını kabul etmemesi durumunda, başbakan parlamentoya yeni aday önerecek.
TİKA’dan Özbekistan’a eğitim desteği
TİKA’dan yapılan açıklamaya göre, Mesleki Eğitim ve İstihdamı Artırma programı kapsamında Özbekistan’daki 8 farklı okulda 3 boyutlu tasarım merkezleri kuruldu ve 3D yazıcı kullanımı ve bakımı eğitim programı düzenlendi. Bir hafta süren eğitim programına, Özbekistan’ın farklı okullarından gelen 15 Özbek katıldı. TİKA’nın programı, ülkede çalışanların teknik yeterliliklerinin arttırılmasını, ara eleman ihtiyacının giderilmesini ve yeni iş imkânlarının yaratılmasını hedefliyor.
Kuveyt Fonu’ndan Özbekistan’a kredi
Özbekistan’ın Kuveyt Büyükelçisi Bahram Aloyev, Kuveyt Arap Ekonomik Kalkınma Fonu’nun Orta Asya ve Avrupa Bölge Müdürü Favaz el-Adsani ile bir araya geldi. Görüşmede, taraflar arasındaki iş birliği imkânları ele alındı. Favaz el-Adsani, görüşmede fon yönetim kurulunun, Özbekistan hükümeti ile Kuveyt Fonu arasında 2017-2019’da imtiyazlı kredilerin sağlanmasına ilişkin daha önce imzalanan memorandum uyarınca imtiyazlı kredinin ikinci dilimi olan 30 milyon dolar kredinin tahsis edilmesini onayladığını bildirdi.
Özbekistan’da nevruz coşkuyla kutlandı
Nevruz Bayramı dolayısıyla dört günlük resmi tatil ilan edilen ülkede ilkbaharın müjdecisi nevruz büyük coşkuyla karşılandı. Taşkent’te yeni inşa edilen “Humo Arena Spor Sarayı”nda devlet erkanı, ülkedeki yabancı misyon şefleri ve çok sayıda davetlinin katıldığı resmi tören düzenlendi. Kutlamalarda Türkiye’nin Taşkent Büyükelçisi Mehmet Süreyya Er de yer aldı.
TİKA Özbekistan’da Nevruz Bayramı etkinliği düzenledi
TİKA Taşkent Program Koordinatörlüğü, Özbekistan’da Nevruz Bayramı’nı kutlama etkinliği gerçekleştirdi. Taşkent’teki bir mahalle muhtarlığı bahçesinde düzenlenen etkinlikte konuşan Büyükelçi Mehmet Süreyya Er, Özbek vatandaşlarla, ilkbaharın müjdecisi olan Nevruz Bayramı etkinliklerine katılmaktan duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Er, Özbekçe yaptığı konuşmada, Nevruz’un karşılıklı saygı, hoşgörü, huzur, dayanışma, birlik, yenilenme ve bereketin bayramı olduğunu belirtti.
Özbekistan Cumhurbaşkanının BAE ziyareti
Cumhurbaşkanı Şevket Mirziyoyev BAE’ye yaptığı resmi ziyaret kapsamında Abu Dabi Veliaht Prensi Muhammed bin Zayed Al Nahyan’la bir araya gelerek, iki ülke arasındaki iş birliği meselelerini ele aldı. İki ülke arasında ayrıca genişletilmiş heyetler arası görüşmeler yapıldı. Açıklamaya göre, görüşmelerin ardından Özbekistan ile BAE arasında Ortak Bildiri kabul edilirken, taraflar arasında ayrıca yatırım, maliye, enerji, sanayi, altyapı, tarım, gümrük, kültür ve diğer alanlardaki iş birliğinin geliştirilmesini öngören ve toplam değeri 10 milyar doları aşan çok sayıda anlaşma imzalandı.
ABD, Özbek pamuğunu satın alma yasağını kaldırdı
Özbekistan Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan açıklamaya göre, ABD Çalışma Bakanlığı, Özbekistan’da üretilen pamuğu “zorla çocuk işçiliği kullanılarak üretilen ürünler”in yer aldığı listeden çıkarılmasına ilişkin nihai kararı kabul ederek, Amerikan şirketlerinin Özbek pamuğunu satın alma yasağını kaldırdı. Kararda, Özbekistan’da pamuk toplama mevsiminde zorla çocuk işçiliğini kullanma oranının belirgin ölçüde azaldığının tespit edildiği, bu nedenle de Özbek pamuğunun bu listede yer alması için gereken şartların bulunmadığı vurgulandı.
Taşkent’in tasarımı Türk mimarlara emanet
Köklü bir geçmişe sahip Taşkent’te durgunluğun ardından adeta “inşaat patlaması” yaşanırken, devam eden kapsamlı inşaat projelerinde Türk mimarlar önemli çalışmalara imza atıyor. Toplam 335 kilometrekare alana yayılan şehirdeki çeşitli inşaat çalışmalarında yer alan Türk inşaat mühendisleri ve mimarlar kentin daha da güzelleşmesi ve çağdaşlaşmasına ön ayak oluyor. Taşkent Valiliğinin davetiyle kente gelen Türk mimar Murat Kader, hayata geçirdikleri mimari tasarım çalışmalarıyla Taşkent’in daha güzel ve çağdaş bir şehir olmasına katkıda bulunduklarını belirtti.
TÜRKMENİSTAN
Bahreyn Kralının Türkmenistan’ı ziyareti
Bahreyn Kralı Hamed Bin İsa El Halife, resmi bir ziyaret için Türkmenistan’ın başkenti Aşkabat’a geldi. Türkmenistan Devlet Başkanı Gurbanguli Berdimuhamedov, konuk Kralı Oğuzhan Başkanlık Sarayı’nda karşıladı. Liderler karşılıklı olarak delegasyonlarını sundu. Daha sonra ikili zirve görüşmeleri ve toplantılar yapıldı. Cumhurbaşkanı Berdimuhamedov, Türkmenistan ile Bahreyn’in diplomatik ilişkilerinin 1995’ten bu yana başarıyla geliştiğini ve iki ülkenin hem ikili hem de çok taraflı platformlarda verimli bir şekilde işbirliği yaptığını belirtti.
Türkmenistan’da Nevruz coşkusu
21 Mart Nevruz Bayramı tüm Türk coğrafyasında olduğu gibi Türkmenistan’da da coşkuyla kutlandı. Ülkenin her yerinde yapılan ulusal nevruz törenleri renkli görüntülere sahne oldu. Nevruz günü sadece yeni yılın başlangıcı değil dirilişin, Ahlaki saflığın ve iyiliğin sembolü olarak kutlanıyor. Geleneksel yiyecek ve içeceklerin paylaşıldığı törenlerde, Türkmen geleneğinde paylaşmanın, arınmanın önemli bir aracı olduğu sergilendi.
Türkmenistan’da Nevruz onuruna af ilan edildi
Devlet Başkanı Gurbanguli Berdimuhamedov, 20 Mart tarihinde imzaladığı Kararname ile 2.028 tutukluyu, Nevruz Milli Bahar Bayramı dolayısıyla af etti. Af edilen tutuklular Nevruz Bayramı’nı evlerinde karşıladılar. Devlet Başkanı Berdimuhamedov, kararnamaeyi imzaladığı hükümet toplantısında; Bu tür af kararlarıyla, suçlarını dürüst bir şekilde itiraf eden ve cezalarının bir kısmını samimi bir şekilde çeken mahkûmlara, ülkenin kalkınmasına aktif olarak katılmak için imkân verildiğini ifade etti.
Türkmenistan ile İtalya arasında istişare toplantısı
Başkent Aşkabat’a bir heyetle birlikte çalışma ziyaretine gelen İtalya Dışişleri Bakan Yardımcısı Manlio Di Stefano ile Türkmenistan Dışişleri Bakanı Raşid Meredov ‘un başkanlık ettiği heyet arasında siyasi ve ekonomik işbirliği istişare toplantısı yapıldı. BM ve AB çerçevesinde işbirliği de dâhil olmak üzere karşılıklı çıkarlara sahip bölgesel ve uluslararası konularda fikir alışverişinde bulunuldu. Toplantının tamamlanmasının ardından, Türkmenistan Dışişleri Bakanlığı ile İtalya Dışişleri ve Uluslararası İşbirliği Bakanlığı arasında 2019-2020 yılları için işbirliği programı imzalandı.
KIRGIZİSTAN
Kırgızistan’daki Görme ve İşitme Engelli Ailelerin Çocuklarına Destek
TİKA desteğiyle başkent Bişkek’e bağlı Oktyabr ilçesinde görme ve işitme engelli 135 ailenin kaldığı Sosyal Konutların yanında faaliyet gösteren Ulusal Görme ve İşitme Derneği merkezinde kütüphane olarak kullanılan odaların bakım ve onarımı yapıldı. Çocuklar için çocuk eğitim ve sanat merkezi kuruldu. Merkezin mobilya ihtiyacını da gideren TİKA ayrıca bilgisayar, yazıcı, fotoğraf makinesi, müzik aleti, ses sistemleri, farklı beden milli kıyafetler, ısıtıcı soba, şofben, satranç ve dama takımları, jimnastik kilimler ve kırtasiye malzemesi temin etti.
Kırgızistan’da 5 Mart Milli Ak Kalpak Günü kutlandı
Başkent Bişkek’teki ana meydanda Milli Ak Kalpak Günü için Kültür, Enformasyon ve Turizm Bakanlığının katkılarıyla 40 Çoro (40 asker) Gençlik Hareketi tarafından kutlama programı organize edildi. Vatandaşların Milli Ak Kalpak Günü’nü kutlayan Kültür, Enformasyon ve Turizm Bakanı “Ak kalpağı takan Kırgızdır. Ak kalpak medeniyetimizin kaynağıdır. Kırgız halkının yüzüdür. Tanrı Dağ’ın kutsal simgesidir. Temizliğin, büyüklüğün, iyi niyetin ve vatanseverliğin sembolüdür. Ak kalpağı giyen adam asla kötü iş yapmaz. Ak kalpağımızı korumalıyız. Ak kalpağı giyen halkımız hep yükseklerde olsun.” ifadesini kullandı.
Putin’in Kırgızistan ziyareti
Kırgızistan Cumhurbaşkanı Sooronbay Ceenbekov’un daveti üzerine Kırgızistan’ın başkenti Bişkek’e gelen Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Manas Uluslararası Havaalanında Cumhurbaşkanı Sooronbay Ceenbekov tarafından karşılandı. Vladimir Putin’in Kırgızistan ziyaretinde masada, Rusya’nın bu ülkeye ikinci üssü açması ve ekonomik konuların olması bekleniyor.
Kırgızistan’da Nevruz Bayramı coşkuyla kutlandı
Kültürel, sosyal ve sportif aktivitelerle kutlanan nevruz için en görkemli etkinlik, başkent Bişkek’teki ana meydanda yapıldı. Meydanın ortasına dev kazanlarda nevruz sofralarının vazgeçilmezi “sümölök tatlısı” getirilerek konuklara ikram edildi. Nevruz dolayısıyla Kurmancan Datka Heykeli’nin bulunduğu yerleşkede büyükelçilikler kermesi düzenlendi. Kırgızistan Halklar Asamblesi binası önünde, ülkedeki etnik gruplar yemek, edebiyat ve dans kültürlerini tanıttı.
DİĞER
Türkiye-Tacikistan ticari ilişkileri
Tacikistan Ekonomik Kalkınma ve Ticaret Bakanlığından yapılan açıklamaya göre, yılın ilk iki ayında Tacikistan’ın en fazla ihracat yaptığı ülkeler arasında Türkiye ilk sırada yer aldı. Açıklamaya göre, bu dönemde Tacikistan’dan Türkiye’ye toplam 38,9 milyon dolarlık ihracat gerçekleştirilirken, ülkenin toplam ihracatında Türkiye’nin payı yüzde 30,3 oldu.
Karadağ’da Güvenlik Sektöründe Kadın Dünya Konferansı
Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı ve T.C. Emniyet Genel Müdürlüğü ve Karadağ Emniyet Genel Müdürlüğü işbirliğinde Karadağ’ın Budva şehrinde 18 ülkeden 82 katılımcı ile “Güvenlik Sektöründe Kadın Dünya Konferansı” düzenlendi. Türk Polis Teşkilatı hakkında genel bilgilendirmenin yapıldığı konferansta, güvenlik sektöründe karşılaşılan sorunlar, bireysel, kurumsal ve toplumsal nedenler başlığında ele alındı.
Uluslararası Türk Dünyası Multipl Skleroz (MS) Kongresi
TİKA desteğiyle Sağlık Bilimleri Üniversitesi Gülhane Tığ Fakültesi öncülüğünde Ankara’da “Uluslararası Türk Dünyası Multipl Skleroz(MS) Kongresi” gerçekleştirildi. Sağlık Bilimleri Üniversitesi’nin ulusal ve uluslararası bilimsel çalışmaları kapsamındaki etkinliklerden biri olan Kongre; Türkiye, Azerbaycan, Özbekistan, Kazakistan, Kırgızistan ve KKTC ile birlikte 100’e yakını Türk Cumhuriyetleri’nden olmak üzere 300 civarında katılımcı ile gerçekleştirildi.
Tacikistan’ın Ankara Büyükelçiliğinde Nevruz kutlaması
Tacikistan’ın Ankara Büyükelçisi Mahmadali Rajabiyon’un ev sahipliğinde büyükelçilikte, baharın gelişini müjdeleyen Nevruz Bayramı kutlandı. Programa, çok sayıda diplomatik misyon temsilcisinin yanı sıra Ankara’da yaşayan Tacikistan vatandaşları katıldı.
TİKA Moğolistan ile Türkiye’yi yakınlaştırıyor
TİKA, Türklere ait bilinen en eski arkeolojik ve yazılı eserlere ev sahipliği yapan Moğolistan’da 1994’ten beri yürüttüğü çalışmalar kapsamında bugüne kadar 617 proje gerçekleştirdi. TİKA’nın projeleri ülkedeki eğitim, sağlık gibi alanların desteklenmesi, ekonomik, idari ve sivil altyapının geliştirilmesi, sosyal altyapı hizmetlerinin düzenlenmesi, üretim sektörlerinin desteklenmesi ve kültürel iş birliğinin ilerletilmesi gibi alanlarda yürütüldü. TİKA Moğolistan’daki faaliyetlerine Türkiye’nin Ulanbator Büyükelçiliğinin 1996’da kurulmasından iki yıl önce bu ülkedeki Türk anıtlarını koruma kapsamında başladı.
Türk Keneşi Berlin’de toplandı
Türk Konseyi Genel Sekreterliği koordinasyonunda ve YTB ile Türkiye’nin Berlin Büyükelçiliği ev sahipliğinde düzenlenen Türk Keneşi Türkdildeş Diaspora Sivil Toplum Kuruluşları Temsilcilerine Yönelik Ortak Kapasite Geliştirme Eğitim Programı, Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar (YTB) Başkanı Abdullah Eren katılımlarıyla Türkiye’nin Berlin Büyükelçiliğinde gerçekleştirildi.

Siyasi Partilerin Seçim Beyannameleri Neler Vaad Ediyor?

31 Mart 2019 tarihinde yapılacak ve Türkiye sınırları içindeki yerel yönetimlerin belirleneceği seçimler için geri sayım başladı. Yerel seçimler 30 büyükşehir belediyesi, 51 il belediyesi, 922 ilçe, 32 bin 105 mahalle, 18 bin 306 köyde yapılacak. Seçimlere toplam 13 parti katılacak.

Seçimlere bir aydan daha az bir süre kala siyasi partilerin yerel yönetimlere ilişkin stratejileri netleşti. Yüksek Seçim Kurulu listelerinde 31 Mart 2019 yerel seçimlerine girecek olan  8 siyasi parti (AK Parti, CHP, DSP, HDP, İYİ Parti, Saadet Partisi, VATAN Partisi, ve TKP) yerel yönetimlere ilişkin stratejilerini ve vizyonlarını açıklayan seçim beyannamelerini yayımladılar.

Seçim beyannameleri tek başına, kentlerin yerel nitelikli sorunlarına yönelik çözüm önerilerinin ayrıntılarına ve projelerine yer veren bir belge değildir. Bu beyannameler, tüm Türkiye’nin geneline yönelik vaat ve projeleri ele alan bir yol haritası niteliğindedir. Seçimler, dinamik bir süreçtir. Dolayısıyla tek başına bu beyannameler, partilerin kentlere ilişkin yerel ölçekli sorunlarını ele almaktan öte; ulusal ölçekte yerel hizmetlere yönelik vaatleri ve projeleri kapsar. Kentlerin yerel ölçekteki sorunlarına yönelik daha ayrıntılı vaatler ve projeler, başta o yörenin medya organları olmak üzere, basın ve yayının yazılı, işitsel ve görsel iletişim araçları tarafından paylaşılmakta ve kamuoyuna servis edilmektedir. Ancak bu çalışmada sadece siyasi partilerin seçim beyannamelerindeki vaatlerine yer verilerek, değerlendirmeler yapılmış; partilerin yerel ölçekteki projeleri çalışmanın dışında bırakılmıştır.

Bu analiz TEPAV’da yayınlanmıştır.

Değerlendirme notuna erişmek için tıklayınız.

S-400 Sadece Bir Savunma Sistemi mi?

 

Cumhuriyet dönemi Türkiye-ABD ilişkilerinin seyrine baktığımızda, ülkemizin sürekli zarar gören taraf olduğu çok açıktır. Türk Hükümetleri, “Stratejik ortaklık-müttefiklik” masalının peşinden giderken, ABD sürekli Türkiye’nin altını oymuş ve bazen Türk yetkilileri kameralar önünde tokatlayarak, bazen askerimizin başına çuval geçirerek bazen de tatbikat esnasında gemimizi vurarak Dünya devletler ailesi içinde imajımızı ayakları altına almıştır.

Şüphesiz bizim gibi bir ülke için en ideal olanı her türlü savunma sistemini kendimizin üretmesi, savunma alanında dışa bağımlılıktan kurtulabilmektir. Ancak şu an bu mümkün olmadığına ve acil olarak hava savunma sistemine ihtiyaç duyduğumuza göre Türkiye’nin tercihini S-400’den yana kullanması gayet doğru bir karardır.

Bu sayede birçok defalar ülkemizi küçük düşüren ve Türkiye’yi uydusu olarak görmeyi alışkanlık haline getirmiş ABD’ye de gerekli ders verilmiş olacaktır.

ABD, S-400’lerin alınması halinde Türkiye’ye ağır ekonomik ambargolar uygulayacağını birçok defalar duyurmuştur. Bilinmelidir ki ABD bir ekonomik ambargo uygulamadan, Türk Ekonomisi sıcak paraya dayanan ancak içi boş olan, bir balonu andıran bu iktisadi sistemden kurtulamaz. Türkiye’nin gerçeklerle yüz yüze kalması, yeni bir iktisadi sistem kurabilmesi için gerekli temeli de oluşturacaktır.

S-400’lerin Türkiye’ye gelmesi başta ABD olmak üzere muhataplarımıza Türkiye’nin bağımsız bir devlet olduğunu bir kez daha gösterecektir ve şüphesiz gerçekten bağımsız olmak da bunu gerektirir.

Bütün bunlarla beraber S-400’lerin Türk Ekonomisine zarar vereceği ve Dolar’ın yukarı doğru bir seyir izleyeceği, bir algı operasyonundan başka bir şey değildir.

Zira Türkiye tarihinden ders alarak iktisadi yapısını sağlam temeller üzerine oturtmalı ve ekonomisini bu tarz krizlere hazır hale getirmeliydi. ABD ambargosunun Türk Ekonomisine zarar vereceği aşikardır ancak bunun sebebi bu ambargoya hazır olmayan, bu zamana kadar çareyi neoliberal politikalarda arayan 1938 sonrası kurulan bütün hükümetlerdir.

Sonuç olarak: Türkiye’nin S-400 tercihi bugün için doğrudur ancak nihai hedefimiz şüphesiz savunma sanayimizin tamamen yerli ve milli hale getirilebilmesi olmalıdır.

KAZAKİSTAN’DA YENİ SÜRECİN İLK ADIMI: NAZABAYEV’İN “İSTİFASI”

SSCB’nin yıkılışının ardından Kafkasya ve kadim Türkistan’da bağımsızlıklarını kazanan Türk Cumhuriyetleri çeyrek asrı aşan devlet tecrübesi ile geleceğe emin adımlarla ilerliyorlar. Bu devletler arasında yıldızı en parlayan ülke olarak işaret edilen Kazakistan, her alandaki yükselişini sürdürmeye devam ediyor. Bağımsızlıktan bu yana devlet başkanlığı görevini yürüten Nursultan Nazarbayev’in ortaya koymuş olduğu politikalar sayesinde, Kazakistan, bölgesinde ve dünyada meydana gelen siyasi çalkantıların ve krizlerin doğrudan muhatabı olmadan, önceden belirlemiş olduğu hedeflere birbir ulaşarak çeyrek asrı geride bırakmış güçlü bir ülke durumunda. Uluslararası alanda kurduğu dengeli ilişkiler ve üst üste gerçekleştirdiği ekonomik hamlelerle ülkesinin refah seviyesini de zirveye taşıyan Nazarbayev, başta Rusya olmak üzere bölgesindeki birçok devletin uyguladığı “güçlü başkanlık modelini” de elinin tersiyle iterek, bunun yerine parlementer sistemi ön planda tutmayı daha doğru bulan bir lider olarak önümüzdeki yıllarda adından sıkça söz ettireceğe benziyor. Geçtiğimiz yıl birçok önemli yetkisini parlementoya devreden Nazarbayev, 19 Mart 2019 itibariyle de 28 yıldır bilfiil sürdürdüğü Cumhurbaşkanlığı görevinden istifa ettiğini açıkladı. Kazak lider bu açıklamasıyla Türk Cumhuriyetleri arasında yaşarken görevi bırakan ilk lider olarak tarihe geçti. (Daha önce Türkmenistan devlet başkanı Sapar Murat Türkmenbaşı Meclis’in kendisine verdiği ömür boyu başkanlık yetkisinden feragat ederek çok adaylı bir seçim için karar almış, ancak kendisinin bu seçimde aday olup olmayacağı sorularını yanıtsız bırakmıştı. Bilindiği gibi Türkmenbaşı, ilan ettiği seçim tarihinden evvel henüz görevi başında iken vefat etmişti.)
Peki ülkesini yeni baştan kuran, sıfırdan modern bir başkent inşaa eden, ülke ekonomisini 15 kat büyüten, yoksulluğu 10 kat azaltan, Kazakistan’ı bir sanayi merkezi yapma yolunda ciddi adımlar atan, Türk Dünyasının birlikteliği adına çok önemli çalışmalar yürüten Nazarbayev’in görevini bırakmasının ardındaki sebepler nedir ve ülkeyi yeni dönemde nasıl bir süreç beklemektedir?

Nazarbayev Sonrası Kazakistan

Demokrasi konusunda tecrübe eksikliği olan pek çok ülkede kurucu liderlerin vefatının ardından ortaya çıkan siyasi kaoslar o ülke için verilmesi en zor sınavların başında gelmektedir. Türkistan gibi zor bir coğrafyada bağımsızlık kazanmaktan daha zor olanı bağımsızlığınızı her alanda kuvvetlendirerek muhattaplarInızın karşısında sağlam bir şekilde durabilmektir. Nazarbayev, Rusya, Çin ve ABD başta olmak üzere dünya ülkeleriyle kurduğu ikili ilişkilerle birini diğerine tercih etmeyen ve dost ararken düşman kazanmayan bir politika anlayışıyla ülkesindeki iktisadi kalkınmayı sağlarken, diğer yandan da milli ve manevi değerlere gösterdiği ehemmiyetle toplumdaki sosyal ve kültürel dokuyu yeniden inşaa etmeyi başarmış geleneklerine bağlı bir liderdir. Zira her fırsatta bu noktaya değinmekte ve gençlere köklerini unutmamaları gerektiği konusunda nasihatlerde bulunmaktadır. Kısa süre önce “ekonomik hedefleri tutturamadığı” gerekçesiyle hükümetin istifasını alan Nazarbayev, Cumhurbaşkanlığı görevini bıraksa da Nur Otan Partisinin ve Güvenlik Konseyinin başkanlığı ile Anayasa Konseyi üyeliği görevlerine devam edeceğini söyleyerek ülke yönetiminde bundan sonra da var olacağını açıkça ifade etmiş oldu. Nazarbayev’in görevi bırakması üzerine yapılacak en akılcı yorum ülkeye kendi eliyle demokratik bir deneyim kazandırmak olarak ifade edilebilir. Nazarbayev bu sayede vefatından sonra yaşanabilecek siyasi kaosun ve ülkesi üzerindeki çeşitli ayak oyunlarının da önüne geçmeyi hedeflemektedir. Kuruluşundan bu yana bir baba şefkatiyle, hassas dengeler güderek bugünlere getirdiği ülkesini yarınlara hazırlamak, öngördüğü tehlikeleri bertaraf edecek adımları şimdiden atmak şüphesiz ki Nazarbayev’in liderlik anlayışının ve ferasetinin bir tezahürü olarak karşımıza çıkmaktadır. Ülkeyi seçimlere kadar Cumhurbaşkanı olarak yönetecek olan senato başkanı Kasım Cömert Tokayev ise yemin ederek görevine başladı. Tokayev’den boşalan Senato Başkanlığı görevine ise Nazarbayev’in kızı Dariga getirildi. Tokayev uzun yıllardır Nazarbayev’in en yakınındaki isimlerin başında gelen seçkin bir diplomat olarak biliniyor. Birçok yabancı dile hakim olan Tokayev, ülkenin kuruluşundan bu yana Başbakanlık, Dışişleri Bakanlığı, Senato Başkanlığı gibi ciddi görevleri üstlenmesinin yanı sıra BM Genel Sekreter Yardımcılığı da dahil olmak üzere Şangay İşbirliği Örgütü, Bağımsız Devletler Topluluğu, BM Silahsızlanma Komisyonu gibi pek çok uluslararası çalışmada da imzası bulunan dolayısıyla dünyadaki gelişmeleri en az Nazarbayev kadar takip eden bir isim olarak değerlendiriliyor. Yine Nazarbayev’in büyük önem verdiği alfabe değişikliği konusu da Tokayev’in masasında bulunan en önemli konuların başında geliyor. Cumhurbaşkanlığı görevini aldığı törende konuşan Tokayev, Nazarbayev’in devam edeceği görevleri hatırlatıp “stratejik önem taşıyan konularda Nazarbayev’in fikirlerinin öncelikli olacağını” ifade etti. Başkentin isminin Nazarbayev yapılması, her şehrin ana caddesine Nazarbayev isminin verilmesi, Nazarbayev’e “onurlu senatör” görevinin verilmesi için de teklifte bulundu. Ayrıca Cumhurbaşkanlığı’nın ilk yetkilerini de kullanan Tokayev bu kapsamda Nazarbayev’e “Halk Kahramanı” ünvanı ile “Altın Yıldız” özel simgesi takdim etti. Seçimlerde kimlerin aday olacağı, Nur Otan Partisine ciddi bir rakip çıkıp çıkmayacağı konusu henüz belirsizliğini korurken, Tokayev’in bu güne kadar aldığı görevleri başarıyla sürdüren bir isim olması ve Nazarbayev’in kendisini Cumhurbaşkanlığı görevi için uygun görmesi gelecek dönemde Tokayev’in elini güçlendireceğe benziyor. Sonuç olarak, Nazarbayev’in istifası ülke için bir kayıp olmaktan ziyade kazanca dönüştürülebilecek çok önemli bir hamledir. Bu hamle Nazarbayev’in Kazakistan için ortaya koymuş olduğu vizyoner hedefler arasında çok önceden planlanmış ve bugün itibariyle atılmış bir adım olarak değerlendirmeli, Türk Dünyası için yeri doldurulması çok güç olan Nazarbayev’in bilgi ve tecrübelerinden sadece Kazakistan değil bütün Türklük alemi azami ölçüde istifade etmelidir.

S-400’ler Türkiye’ye Gelirken ABD’nin Türkiye’ye Karşı Planı Ne Olacak?

Türkiye, bağımsız ve egemen bir devlet olarak ulusal çıkarları gereği uluslararası hukuk kaidelerine uygun olarak istediği ülke ile diyalog kurabilir ve geliştirebilir. Hiçbir ülkenin baskısı veya yaptırım enstrümanları ile Türkiye’ye yön vermesi mümkün değildir.
Son günlerde Türkiye’nin hava savunma ihtiyacını gidermesi bakımdan büyük önem arz eden Rusya ile varılan s-400 hava savunma sistemi anlaşması sonrası bilhassa ABD’den tepkiler ve tehditkar sözler gelmeye devam ediyor. Bugün sorulan en genel soru “S-400 lerin Türkiye’ye doğru yola çıkması durumunda ABD, Türkiye’ye ekonomik veya askeri yaptırım uygular mı şeklinde.”
Washington yönetimi, Türkiye’nin Patriot sistemi yerine S-400 leri tercih etmesini NATO kaidelerine karşı ihanet olarak değerlendiriyor. NATO’nun ittifak anlayışına göre üye ülkeler ancak ve sadece örgütün öngördüğü ve tedarik ettiği askeri teçhizatları ve teknolojileri kullanabilir.
ABD’nin Avrupa Kuvvetler Komutanı Curtis Scapariotti, Türkiye’nin Rusya’dan füze savunma sistemi satın alması durumunda F-35 savaş uçaklarının Türkiye’ye verilmemesi gerektiğini söyledi. Zaten ABD Başkanı Trump, S-400 lerin alınması durumunda Türkiye’ye
Son olarak Trump, ABD’nin 1974 yılında devreye sokmuş olduğu “Genelleştirilmiş Tercihler Sistemi” programından çıkarılması üzerine Temsilciler Meclisine mektup göndermesi Türkiye’ye karşı bir başka ekonomik zarar sürecinin başlangıcı yorumlarına neden oldu. Çünkü artık Türkiye, ABD’ye yapacağı ihracat mallarına gümrük vergisi ödemek zorunda kalacak. Bu da Erdoğan-Trump görüşmesinde mutabık kalınan iki ülke ticaret hacminin 75 milyar dolara ulaşmasına büyük engel olacak.
Başkan Trump bir iş adamı olması nedeniyle de ABD’nin çıkarlarına her zaman parapolitik veya ekopolitik ekseninden bakıyor. Dolayısıyla da Türkiye ile olan her anlaşmazlıkta ticaret savaşı eğilimi gösteriyor.
ABD, ciddi risk ve tehdit altında olduğu dönemlerde Türkiye’yi yalnız bırakmıştır. Bunun en somut örneklerinden biri 1962 yılında ortaya çıkan Küba krizinde Sovyetler Birliği’nin Küba’daki füzelerini çekmesi karşılığında Türkiye’ye yerleştirilmiş olan Jüpiter füzelerini Türkiye’nin haberi olmadan sökülmesidir. Bu tarih Türkiye’de özellikle toplumsal düzeyde ABD’ye olan güvenin sarsılmasına ve Amerikan aleyhtarlığının başladığı tarih olarak değerlendirilmektedir.
Bugünde ABD adeta Türkiye’ye karşı güneşli havada şemsiye verip, yağmur yağmaya başladığı anda o şemsiyeyi geri alma anlayışı ile hareket etmektedir.
Tarihten de gelen tecrübe ile Türkiye’nin topraklarını savunma hususunda sadece ABD’ye güvenerek hareket etmesi mümkün değildir, ayrıca bu Türkiye’nin çok yönlü diplomasi anlayışına tezatlık teşkil eder.
ABD’nin temel endişesi, Türkiye’nin savunma alanında müttefiklik ilişkisi kurmasıyla bölgede kendi çıkarlarına karşı bunun Rusya, İran ve Çin gibi ülkeleri de içine alarak pakt haline gelmesidir. Askeri ittifak anlaşmaları ekonomik anlaşmalar ile beraber siyasi entegrasyonun da temelini oluşturmaktadır.
Türkiye’nin mesajı net. Asla ABD karşıtlığını toplumsal düzeye yaymak veya ABD’ye karşı Rusya ile karşıt bir cephe oluşturmak değil. Türkiye sadece NATO ittifakı çerçevesinde ABD ile olan müttefiklik anlayışının gerçek anlamda her platforma uygulamasını istemektedir. Unutulmamalıdır ki, gerçek müttefiklik, olaylara ayrı değil, aynı pencereden bakmayı gerektirir. Esas Türkiye’ye karşı terör faaliyetlerine devam eden PYD/PKK gibi terör örgütlerine dost ve müttefik olarak bakan Washington yönetiminin samimiyeti ve gerçek niyeti üzerinde düşünülmesi gerekmektedir.
Türkiye, coğrafyasında devam eden taktik kararlar girdabında uzun vadede gerçek çıkarları sezinleyip, bunu gerçekleştirmek için uygun stratejileri tüm baskılara rağmen geliştirmeye devam edecek.